Sineklerin Tanrısını yazıldığından yaklaşık 70 yıl sonra okuyoruz barındırdığı değerler onun değişmez salt gerçekliğini gösteriyor.Bugünün çocukları gelecekte dünyayı ateşe vermedikleri sürece okunacaktır!!!
Kitabı jack tarafından inceledim çünkü yazar Ralph ve Jack’in ilişkilerindeki mücadeleyi salt olarak noktalamıyor.
Bu yüzden bir adım önde olan Jack’e odaklandım.
Kitaba distopik olarak yaklaştığımızda Sineklerin Tanrısı yazıldığı dönemin,sosyal,siyasal ve ekonomik durumundan hareketle geliştirilmiş geleceğe dönük kurgulardan oluşuyor.(Zaman olarak II.Dünya savaşı-çocuklar gelecek)
Kurguların temelinde insan doğasındaki kötülüğün otorite elinde(Jack) nasıl şekillenebileceği gösteriliyor.Her ne kadar jack adaya ilk geldiğinde sahip olduğu kötülükler özgür ve uygulanabilir değildi.Sebebi sosyal hayatta başka otoriterler tarafından baskıya maruz bırakılmasıydı.
Kitabın hemen hemen genelinde Jack ada ve sakinlerine merkezi bir baskı uygulayarak kısa sürede onlara totaliter bir rejim bir gelecek inşa ediyor.
Bunu ilk baştan Ralph ve domuzcuğun oluşturmaya çalıştığı farklı sosyal rol ve statüdeki bireylerin tercihini önemseme girişimine(Demokrasi’ye Denizkabuğuna) olan karşıtlığıyla göstermiş ve başarılı olmuştu.
Distopyalarda otorite her zaman karizmatiktir.(jack).
Jack’in hali Hitler’in Almanyası,Stalin’in Rusyası gibi özgürlükleri,farklı sesleri susturan,tek tip düşünceyi empoze eden bir rejimin minyatüre halidir.
Diğer yandan yazarın “doğa betimlemeleri,iyi- kötü kavramları-çocuk psikolojisi gibi kavramlarda” ayrı bir konu...