İrfan,memleketine faydalı bir adam olmak için ciddiyetle çalışır fakat memleketimizde en gayretliler için bile ciddi bir eğitimin hemen hemen imkansız olmasından dolayı, zamanının bir bölümünü bilmediği ilim incelikleriyle geçirirdi. Öğrendiği bilgilerden dolayı gururluydu. Birçok konuda akranı olan diğer gençleri sığ görüşlü sayarak onları gözlerinin altından acı bir küçümsemeyle seyrederdi.
Bir konu üzerine derinleştikçe o şeyin zihnindeki eski manası da kaybolur, büsbütün mana karanlığı içinde kalırdı. Daha sonra en sade kelimelerin bile manasını anlamayacak hale gelirdi.
"Bedriye Hanım teyze! Kuyruklu bize ne vakit çarpacakmış?"
"Önümüzdeki Mayıs'ın bilmem kaçında... Sabaha karşı çarpacakmış diyorlar."
"Çarpacağını böyle günüyle saatiyle nasıl biliyorlar? Kuyruklu 'falan günde falan saatte çarpacağım' diye bu dünyaya telgraf mı göndermiş?"