Gençligin ilk dönemlerinde insanların senin hakkındaki düşünceleri bulanık, anlamsız bir görüntüden ibaretken yaş almayla birlikte netlik kalitesinin artmasını nasıl açıklayabilirdik?Kaybetme korkusu mu? Aralarına kabul edilmeme endişesi mi?
Zihnimizin sınırlarına ket vuran, yapabileceklerimizi yapamıyor olmanın en önemli sebeplerinden birkaçıydı sadece bunlar!
Yazılmış her kitap farklı bir ruh halindeki
baska bir insann ürünüydü. Tüm kitaplar birlestiginde ortaya insanlığın bilançosu gibi bir şey çıkıyordu. İyi bir kitap okuduğumda harita incelermiş gibi hissederdim; bir hazine haritası! Sürüklendiğim hazine ise aslında kendi benliğimdi.
İnsanın ya kendinden kaçmak ya da kendini bulmak için okuduğunu söylerler. Ben ikisi arasında pek bir fark göremiyorum. Kaçarken kendimizi buluruz.
Bulunduğumuz yerde değil, gitmek istediğimiz yerdeyizdir.
Sakin kalabilmek devrimci bir eylemdir âdeta.Kendimize özgü, yeni modeliyle değiştirilmemiş varlığımızla mutlu olmak; karmakarışık, insani halimizle barışık olmak piyasa için hiç de iyi değildir.