"[S]adece veriyi kabul eden saf bilgi, hakiki bilgisinin esas temelidir ve ona doğanın olaylarının anlamına nüfuz etme imkanı verir."
[B]iyolojiyi becermek için, aklın yardımıyla bile olsa, kendimizi bazen hayvanlar gibi hissetmemiz gerek.
Yalnızca kendi bileştirme yetisinin bilincinde olan bir anlık olarak varolurum; ama bileştirmesi gereken çoklu açısından bu anlık iç duyu olarak adlandırdığı bir sınırlayıcı koşul altındadır ve buna göre o bileşimi ancak bütünüyle asıl anlak kavramlarının dışında yatan zaman ilişkilerine göre sezilebilir kılabilir.
İç duyu bilince kendi kendimizi bile ancak kendi kendimize göründüğümüz gibi sunar, kendimizde olduğumuz gibi değil; çünkü kendimizi yalnızca içsel olarak etkilenirken sezebiliriz, ve bu ise kendimize karşı edilgin olarak ilişkide olmamız gerektiği için çelişkili görünür. Buna göre psikoloji dizgelerinde tamalgı yetisi (ondan özenle ayırdettiğimiz) iç duyu ile genellikle özdeş olarak görülür.
Ama anlağımızın bu özgünlüğünü, yalnızca kategoriler aracılığıyla ve onların ancak sağın olarak belli türleri ve sayıları yoluyla tamalgının a priori birliğini ortaya çıkarabilmesini, — bu olguyu ancak niçin şu değil de bu yargılama işlevlerine yetenekli olduğumuzu ya da niçin zaman ve uzayın olanaklı sezgimizin biricik biçimleri olduğunu açıklayabildiğimiz denli açıklayabiliriz.