İmam Mevlüd; ucubu, insanı sahip olduğu nimetler karşısında sevindiren ama o nimetlerin nereden geldiğini unutturan menfur bir kendini beğenmişlik olarak ifade eder.
Maddî dünyaya balıklama atlayarak ahiret için hiçbir hazırlık yapmamak, tam bir sefilliktir. İnsanlar bu dünyada ne kadar “hali vakti yerinde” gözükseler de, etrafları ne tür zenginliklerle çevrili olursa olsun, ahirete götürecekleri hayırları yoksa esasen sefalet içindedirler.
Efendimiz ﷺ bir seferinde, kahkahayla gülüşen bir grup Müslümanın yanından geçerken onlara, “Cemiyetinizde zaman zaman ölümü de hatırlayınız,” buyurmuştur. Bu uyarının amacı gülmeyi yasaklamak değil, uzun süren eğlencenin ruhu uyuşturabileceğini hatırlatmaktır. Bir kimse Hz. Âişe validemizden, Peygamberimizde ﷺ gördüğü en fevkalade hali anlatmasını istemiş; o da, “Onun her işi fevkaladeydi ama şunu söyleyeyin; Gecenin örtüsü inip her âşık sevgilisine gittiğinde, O Rabbine yönelirdi.” cevabını vermiştir. Resulullah Efendimiz ﷺ ayak bilekleri şişene ve sakallarından yaşlar süzülene kadar gece namazları kılar, Rabbine yalvarırdı. Yine Efendimiz ﷺ “Ölüm size nalınlarınızın bağcıklarından daha yakındır.” buyurmuştur. Şu dünya üzerinde herkesi bekleyen bir kapı var ve her birimiz bir gün, bu hayata bir daha dönmemek üzere o kapıdan geçip gideceğiz. Kapımızın yerini ve geçiş zamanımızı bilmiyor olduğumuz gerçeğiyle yaşamak zorundayız.
İmam Mevlüd, bu Arapça didaktik şiirine, tercüme edilmesi mümkün olmayan bir kelime oyunu ile başlıyor. Arapçada başlangıç bed’u demektir ve “kalp” kelimesi aynı zamanda fiil olarak “bir şeyi ters çevirmek” anlamına gelir. İşte bed’u kelimesinin harflerini tersine çevirdiğimizde elimize edeb kelimesinin harfleri geçiyor. Böylece bu eser, kalbin temizlenmesinin anahtarı olan edeple başlamış oluyor.