(biraz spoi içeriyor)
kitap, adından da anlaşılacağı gibi melankolik bir havaya sahipti. yine de yazarın üslubunu çok beğendim. ilk kitabı okumaya başladığımda olaylar çok karmaşık gelse de zamanla yerine oturdu. werther, burada duygularını tamamen abartarak anlatmış. bence bunu arkadaşına yaşadıklarının tamamen saf ve masum olduğunu kanıtlayabilmek için yapmış, daha sonradan yazdığı mektupların esiri olmuş. zamanla kendini bu duygulara çok kaptırmış ve lotte'ye tamamen takıntılı hale gelmiş. sonu pek beklenmedik değildi çünkü kitabın ortalarında da bu amacını albert'le konuşurken de belirtiyordu. werther çok kolay pes eden, her seyi dramatize eden, bir engelle karşılaştığında takılıp kalan ve asla çözüm olmadığını düşünüp hayatın sonu geldiğine inanan biri. bu nedenle kendime çok benzettim (: ayrıca imkansızı istediğinden, bu tip kişiliğe sahip biri için kitabın sonu kaçınılmazdı. yine de lotte'ye takıntısı tamamen onun imkansız olmasıydı.
ayrıca bu kitap depresif dönemde okunabilecek bir kitap çünkü insanın içinde tuttuğu duyguları en abartılı şekilde dışa vurmayı sağlayabildiğinden okurken kendinizden bir parça buluyorsunuz.