thettr

Bu durumda size önce aşkıncılık varsayımından, ardından da insan merkezci özgür iradecilik varsayımından kurtulmanız gerektiğini anımsatırım. Bu iki varsayım işbaşında olduğu sürece evrene, olup-bitene, karşılaşmalarımıza ve diğer varlıklarla sürekli etkileşimlere sevinçli tepkiler vermeniz pek olanaklı görünmüyor. Doğa/Tanrı'da her şey, olması gerektiği gibi oluyor; bu hakikati kavramak sevince giden yola çıkmak demekse, aşkıncılık ve özgür iradecilik bizi bu yoldan sık sık saptıran kederli tuzaklardan ikisidir.
Sayfa 76
Reklam
Bütün karşılaşmalarımızda, karşılaştığımız varlıkların kendilerinden çok, o varlıklardan kaynaklandığını sandığımız duygularla davranırız.
Sayfa 73
Sonsuz karşılaşmalar ve etkileşimler evreninde, hangi nedenlerin etkileriyle eylediğimizi kavradığımız ölçüde, bu etkilenişlerden ne ölçüde sevinç, ne ölçüde kederle çıkabileceğimizi de fark ederiz. Etkilenişlerden sevinç devşirmeyi başardığımız ölçüde güçlenir, var-kalma ısrarımızı artırır, giderek bilgeleşiriz; tersini deneyimlediğimiz ölçüde de zayıflar, var-kalma direncimizi azaltır ve köleleşiriz. Spinoza açısından özgürlük, Doğa/Tanrı'yı kavramakla bir ve aynı anlama gelir. Bir başka deyişle, her nasıl eyliyorsak, kendimizi o eylemlerin mutlak patronu saymak yanılsamasından kurtarıp eylemlerimiz üzerinde etkilerde bulunan duyguları kavradığımızda, bu etkilerin üzerimizdeki gücü azalmaktadır.
Sayfa 73
Eğer aramızdan biri yüksekte bir yerde durup kollarını kanatmış gibi aşağıyukarı sallayarak uçmayı arzuluyor ve bunu başaramıyorsa, ona verilecek yegâne özgürlük, uçmasının olanaksız olduğu bilgisini kavramasını sağlamaktır. Arzusunun, Doğa/Tanrı’nın nedensellikleri bakımından "olanaksız" olduğunu kavramak, bu arzusu gerçekleşmediği için özgür olmadığını düşünen birine iyi gelecektir.
Sayfa 72
Spinoza'ya göre insanın özgürlüğü ancak ve yalnızca kendisini belirleyen zorunlulukların, nedenselliklerin ya da en genel anlamında etkileşimlerin farkına varmak anlamına gelir.
Sayfa 71
Reklam