Aşkıncı dünya görüşüne sahip insanların en derinlerinde bir korku yattığını hissetmek bazen çok kolaydır.
Bu kişiler aşkıncılıklannın farkında olmasalar bile, tuhaf bir biçimde bazı ortak tutumlar benimser. Bu tutumların başında, yaşamaya karşı yetersiz bir iştah duymak gelir. Aşkıncı biri, köklü bir aşkıncılık geleneğinin etkisiyle iştahın sorgusuz sualsiz kontrol altına alınması gereken bir çeşit iblis olduğu fikrini benimsemiştir. Kuşkusuz, iştahın bizi ölçüsüz yönetmesi gerektiğini söylemek yersizdir. Ama iştahla ilgili olarak yaşanan tedirginlik basit bir ölçülülük tavsiyesinden çok daha ileri gider. Semavi dinlerin tümünde görülen "nefsine hâkim ol!..." buyruğu, iştah ile günah kavramlarım çoğu zaman öyle iç içe geçirir ki, zamanla şuna ya da buna, şu ya da bu ölçüde duyulan her iştah peşinden belli belirsiz bir kirlenme ya da suç işlemişlik duygusunun belirivermesine yol açar.
Çoğu zaman bir şey beklediğim hissi beynimi oyuyor. Hayatının başlamasını beklemek gibi klasik bir şeyi kastetmiyorum. Sanki yarış çizgisindeki, tabancayı duymamış bir atlet gibi.