Kitap hakkında neler yazacağımı veyahut neler hissedeceğimi bilmiyorum aslında ama birkaç cümleyle anlatmaya çalışacağım, bakalım. Kitabı ilk gördüğümde ingilizcesini okumaya niyetlenmiştim ve pdf olarak kitaplığımda duruyordu. Arkadaşım vesilesiyle Türkçesini okumuş bulundum. Kitabımız 34 yaşında olan Fuyuko’nun bazı zamanlar memnun, bazı zamanlar ise hayatına engeller çıkartan yalnızlığını ele alıyor. Kitaptaki bir alıntı karakteri tamamen özetliyor. “Belki de hiçbir şeyi seçmediğim için bulunduğum yerdeyim.” Bu cümleyi Fuyuko’nun aynası olarak düşünüyorum. Öyle bir asosyallik, yalnızlık, obsesif çekingenlik ve kendine güvensizlik var ki kafamda adla karşılığını bulmadım ve bu beni ciddi manada sinirlendirdi. Akıcılığı, sadeliği sebebiyle bir çırpıda okudum ve beni etkileyen bir kitap olmasına rağmen hem de. Yaşadığı olaylar sayesinde bu denli yalnızlığı tercih etmiş olmasını anladığım için hiçbir şey söyleyemem. Bir gün, aniden hayatımızın en merkezine koyduğumuz insanların yalandan ibaret olduğunu tekrar hatırlattın bana, teşekkür ederim. Ne olursa olsun kitabın sonunda kendini keşfetmiş bir Fuyuko’nun gördüğüm için mutluyum. Çooook uzun uzun konuştum ama içimde kalmasın, değil mi? Sinirlendim dediğime bakmayın, okuyun ve okutturun (ciddiyim.) Keyifliydi, aktı gitti.