Mutluluk kısa sürer, tıpkı o bahar açıp solan nergisler ve fulyalar gibi. Hüzün, her şeyi boğan ve babamın onlardan kurtuluş yok dediği inatçı otlar gibi uzun süre kalır.
Aslında babalarımız bizi severdi, babam konusunda bundan eminim, sadece bunu nasıl göstereceklerini bilmiyorlardı. Onlara da hiç kimse bunu nasıl yapacaklarını göstermemişti. O garip zırhı ancak torunları aşabiliyordu.
Kendimi hala buraya demirli bir göçme gibi hissettiğimi söylemiştim size, siz de, öylesine, laf arasında şu cevabı vermiştiniz: Benim çapamsa gittikçe hafifliyor.