Shelia Liming, sosyalleşmenin her anını kendimizi geliştirme hedefine yönelik görmeye giderek alıştıkça, plansız gelişen insani iletişimin yarattığı o basit zevkten de kendimizi o denli mahrum bıraktığımızı söylüyor.
Cole, zengin ve çoğunlukla beyaz batılıların kendilerini beyaz olmayanları kurtarıyor ve koruyor gibi sunma biçimlerine değinerek, bu sözde yardımseverlerin yardım etmek istedikleri insanların failliğini ve bakış açılarını nasıl yok saydığını gösterdi.
tüm yakın ilişkilerimiz içinde en kendine özgü olanı arkadaşlıktır. evlilik ve aile kurumsaldır, yemin ve yükümlülükler, para ve yasalarla korunur. başka ilişkilerde, örneğin öğrenciler ve öğretmenler, patronlar ve çalışanlar arasındakilerde belirli kültürel kalıplar ve kurallar mevcuttur. arkadaşlıklarsa farklıdır. yükümlülükler tam açık değildir, sorumluluklar belirsizdir. arkadaşlarımızın her zaman yakınımızda yaşamasını, bir kriz anında yanımızda olmasını ya da öylesi anlarda bize ihtiyaç duymasını bekleyemeyiz. arkdaş olarak gördüğümüz insanların bizi de aynı şekilde görüp görmediğini bilmenin de hiçbir yolu yoktur... her bir arkadaşlık o kadar tekildir ki her seferinde sil baştan icat edilmesi gerekir.
pop şarkılarından, romanlardan ve filmlerden romantik aşkın dramatik olması ve acı sonla bitmesi gerektiğini biliyordum bilmesine ama hiç değilse iyi arkadaşlıkların daha az karmaşık, daha sağlam ve kalıcı olması gerekmez miydi?