daha yazdığın ilk tümcelerde yabancı bir pençe, kalemi kullandığın parmağına, eldivenin içine girercesine sokulup sana oyun eder; sayfa aynasındaki görüntün cıva gibi bir anda her yere dağılıverir ve minik bilyecikler örümceğe, kurtçuğa, hermafrodite, tek boynuzlu ata ya da Tanrı'ya dönüşürler, oysa söz konusu olması gereken yalnızca sensindir. edebiyat teratolojidir.
farkında olmadan olağan kabul ettiğimiz bu tedirginleri sorgulamaktan da geri durabiliriz. ebeveynlerin "hava kararmadan evde ol" ve benzeri nasihatleriyle başlayan, yakınlarımızın deneyimleri, haberler ve sosyal medya paylaşımlarıyla devam eden uyarı niteliğindeki erkek şiddeti bilgisi, zamanla içselleşen bir hareketlilik sınırlandırmasına dönüşür.
uzun bir bekleyişin ardından gelen her aşk -ki belki de sadece, beklentinin temizleyici ateşinde tüm pisliğinden arınan şeye aşk demeli- taraflara mucize yaratma vazifesi yükler.