Yüzümü süzdü ve gözlerimde durdu. "Bugün ne yedin?"
İşte başlıyoruz. "Lokmalarımı mı saymaya başladın Milas?"
Üstüne bastırarak devam etti. "Ne yedin?"
"Ten renginde sade bir makyaj yapmalısın; ruj hafif, gözler daha ön planda olmalı. Sana beyaz bir elbise getirdim."
Beyaz, elbette. Muhtemelen annem böyle istemişti. Her zaman beyaz giydirerek bana işkence ediyordu. Bir şeyler atıştırsam bile o beyaz elbisenin içinde karnımın çıkacağını biliyordu. Ağzını tut mesajıydı bu.
"Koruyucu meleğim olmak zorunda değilsin."
Başını telefondan kaldırıp bana baktı. "Meleğe benzer bir halim mi var?"
Dudaklarımı birbirine bastırdım. Belki, biraz. En azından gözlerine yakından baktığımda.