"Zaman geçmez, Hans-Thomas, saat gibi tıkırdamaz da. Geçip giden biziz, tıkırdayan da bizim saatlerimiz. Zaman, güneşin doğudan doğup batıdan batışındaki gibi bir kesinlikle kendini tarihin içinde sessizce ve hiç acımadan yiyip bitirir. Uygarlıkları yıkar, eski anıtları kemirir ve insan soylarını birbiri ardınca yutar durmadan. O yüzden 'zamanın dişleri'nden söz eder dururuz. Çünkü zaman çiğner de çiğner ve dişlerinin arasındakiler biziz, başkası değil."