Fotoğrafa baktım.Baban iki parçası arasında bölünmüş biriydi, diyordu Rahim Han mektubunda. Ben yasal parçaydım; toplumca onaylanan, meşru yarı; Babanın suçunun masum ama somut kanıtı. Hasan'a iki eksik dişine, yüzüne vuran güneş dilimlerine baktım.Babanın öteki yarısı.Yasadışı, ayrıcalıksız parçası. Belki de Baba'nın, yüreğinin en gizli köşelerinde, gerçek oğlu olarak gördüğü parçası.
Toprak bir yolda güçlükle ilerleyen, üstü başı perişan, yaşlı bir adamı gösterdi; omzuna çalı çırpıyla dolu, kocaman bir çuval vurmuştu. "İşte gerçek Afganistan bu, ağa efendi. Benim bildiğim Afganistan.Sen mi ? Sen burada her zaman bir turisttin, yalnızca haberin yoktu."