Seda Bayraktar Kaplan

...insan yapar Evgeniacım, tam da bize göre bir iştir bu, sadece hayvanları, bitkileri, topra­ğı, suyu, gökyüzünü değil en yakınındaki dostlarını da yok ederek yaşar insan...
Sayfa 332·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan zayıf bir mahluk Nev­zat Bey, korktuğu bir gerçekle yüzleşmek istemiyor.
Sayfa 280·Kitabı okudu
"İnsanlar ba­zen anlamsız şeyler yaparlar" demişti Doktor Nevres. Bazen de bize anlamsızmış gibi gelen aslında çok da mantıklı şeyler yaparlar.
Sayfa 227·Kitabı okudu
Tümüyle haklıydı, belki eskiden de berbat bir yerdi dünya, belki eskiden de bu kadar bencil, bu kadar acımasız, bu kadar aptal, bu kadar cahildi insanlar ama bu kadar cüretkar değillerdi. İnanmasalar bile bilgiye kıymet veriyorlardı, vic­danlı olmanın öneminden bahsediyorlardı, merhametli ol­mak gerekir diyorlardı. Haklı olmanın, adil olmanın, fedakar olmanın bir anlamı, bir değeri vardı. Oysa şimdi insanlık barbarlık dönemine geri dönmüştü. En kıymetli şey güçtü, güce sahip olmaktı. İster zenginlikle, ister siyasetle, ister dinle, ister futbolla, ister çalarak, ister uyuşturucu satarak, isterse öldürerek elde edilmiş olsun hiç fark etmez, güce sahipsen bütün kapılar sana açılıyordu. Üstelik kimse de bu saltanatı, bu kudreti, bu zenginliği nasıl elde ettin diye sormuyordu. Çünkü gücün pazarlayıcısı cehalet olmuştu, onu kıymetli hale getiren ise ahlaksızlıktı. Cehalet bütün kötülüklerin temeliydi. Ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, za­limlik aklınıza ne gelirse cehaletin üzerinde yükseliyordu. Eskiden cahillik utanılacak bir şeyken, şimdi halkın otantik bir kimliğiymiş gibi sunuluyordu. Bilgili olmak adeta bir suça dönüştürülmüştü , cahillik ise artık milli kimliğimiz olarak alkışlanıyordu. Bu da hayatı öldürüyordu işte. Ya­şamanın manasını elimizden alıyordu. Toplumun, ailenin, arkadaşlığın, aşkın, sevginin, hepsinin içini boşaltıyordu. Alıştığımız dünya, alıştığımız ülke, alıştığımız İstanbul, alıştığımız hayat kayıp gidiyordu avuçlarımızın arasından. İşin kötüsü herkes, hepimiz şikayetçi olmamıza rağmen elimiz­den hiçbir şey gelmiyordu.
Sayfa 186·Kitabı okudu
Hatırlamıyor değildi, hatırlayamıyordu. Çünkü geçmişi unutması gereki­yordu. Geçmişi unutmazsa bugünü ve geleceği yaşayama­yacaktı. Anlamsızlığın saydam hapishanesinde, kirpiklerini kırpmaya bile üşenerek ölümü bekleyecekti.
Sayfa 105·Kitabı okudu