Bir sabah aynada şakaklarıma düşen ilk kırlarla karşılaştım ve gençliğimin artık beni bırakmaya hazırlandığını anladım. Fakat başkalarının gençlik dedikleri şey benden çoktan geçip gitmişti zaten. Böylece bu vedalaşmayı da özel bir acı duymadan atlattım, çünkü kendi gençliğimi bile yeterince sevmiyordum.
... zarif ve haz dolu Viyana kenti, başka hiçbir kentte mümkün olmayacak şekilde gezintilere çıkmayı, hiçbir şey yapmadan izlemeyi, şık giyinmeyi neredeyse sanatsal anlamda bir bütünleme, bir yaşam biçimi haline getirdiğinden bana gerçek bi uğraş edinme niyetimi tümüyle unutturdu.