Hayat çoğu zaman adım adım ilerliyormuşsun gibi kuralcı ve sıradan gelebilirdi: Başarılı olmalısın. Mükemmel eşini bulmalısın. Listedeki tüm kutucukları işaretlemelisin. Ben de öyle yaptım, en azından denedim ama bu yolda kendimi kaybettim. Bitiş çizgisine o kadar odaklanmıştım ki yol boyunca denk gelen tüm o güzel anları görmeyi ihmal ettim. Her gün, her dakika kendi hikâyelerimizi yazıyorduk ve her bir an önemliydi: Yorgun bir büyükannenin market kasasında önünüze geçmesine izin vermek, dışarıdan yemek söyleyip Netflix’te bir şeyler izlemek isterken bir arkadaşınızın doğum günü partisine gitmek, trende bir yolcuya gülümsemek, hayallerinizdeki işe başvurmak veya ruhunuzu tüketen işi bırakma cesaretini göstermek. Tüm bu büyük ve küçük kararlar bir araya gelerek hayatınızın hikâyesini oluşturuyordu.