Hayat çoğu zaman adım adım ilerliyormuşsun gibi kuralcı ve sıradan gelebilirdi: Başarılı olmalısın. Mükemmel eşini bulmalısın. Listedeki tüm kutucukları işaretlemelisin. Ben de öyle yaptım, en azından denedim ama bu yolda kendimi kaybettim. Bitiş çizgisine o kadar odaklanmıştım ki yol boyunca denk gelen tüm o güzel anları görmeyi ihmal ettim. Her gün, her dakika kendi hikâyelerimizi yazıyorduk ve her bir an önemliydi: Yorgun bir büyükannenin market kasasında önünüze geçmesine izin vermek, dışarıdan yemek söyleyip Netflix’te bir şeyler izlemek isterken bir arkadaşınızın doğum günü partisine gitmek, trende bir yolcuya gülümsemek, hayallerinizdeki işe başvurmak veya ruhunuzu tüketen işi bırakma cesaretini göstermek. Tüm bu büyük ve küçük kararlar bir araya gelerek hayatınızın hikâyesini oluşturuyordu.
İnsanların imanını mucizeye bağlamak istemedin özgür açık bir inanç peşindeydin. kuvvet korkusundan ezilmiş kölelerin yaltaklanıcı hayranlığını değil özgür ve içten gelme sevgi bekliyordun
Kalbimden neler geçtiğini, kafamda biriktirdiklerimi, tasarladığım her şeyi bildiğini düşünüyorum. En azından tüm bunları hissetiğini. Belki de böyle bir beklenti benimkisi. Çünkü bunları sana asla söylemeyeceğim.
Asla söyleyemeyeceğim.
Oysa o kadar dilimin ucundalar ki.
Rüzgâr esse düşecekmiş gibi, gözlerime baksan, giderken başını bir kez geriye çevirsen, ağzımdan dökülüverecek kadar dilimin ucunda. Uzunca susuşlarım, ağzımı bile açmadan öylece kalakalıp bakışlarımı kaçırışım hep bundan.
Burada hava her geçen gün biraz daha soğuyor.
Zaman diyorum, biraz daha zaman. Dilimin ucundaki kelimeler bu kış da donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler.
Biraz zaman diyorum.
Kalbimin bir yanı sıcak kalabilirse bu kış, bir delilik daha yapacağım.
Ne bir portakal bahçesinde dolaştım ne de bir posta treninde yolculuk ettim. Çiçekler bir açmaya görsün, bir çılgınlık yapıp hatır için öleceğim.
Aslında seni çok...
Özledim.
Anne ve babasının kavgasına şahit olan bir çocuğa eğer ‘’yok öyle bir şey sen yanlış anlamışsındır ‘’derseniz onu sorunlardan korumuş olmazsınız kendi sağduyusuna ve sezgilerine güvenmesine engel olmuş olursunuz. Çocuğun gerçekliği bilmek değil neler olup bittiğini anlayamamak ,dışarıda bırakılmak tedirgin eder .