Efe T.

Efe T.
Kalk, uyan. Yoksa ardı hicrandır.
Öğrenci
Lise
Mersin
Tarsus
252 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·144 syf.··
2025 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2025 21:32
PKK'nın 1978'de kuruluşundan bugüne, Türkiye siyasetini doğrudan etkileyen bir rolü oldu. Bugünkü Türkiye'yi ve son yıllarda yaşanan gelişmeleri anlamak da bu örgütü doğru analiz etmekten geçiyor. Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın 1999’da yakalanmasının ardından, devletin çeşitli kademelerinde görev almış ve kıdemiyle tanınan Hasan Atilla Uğur, özel bir görevle Öcalan’ın tutuklu bulunduğu İmralı Adası’na gönderildi. Orada onunla uzun süren görüşmeler yaptı. Uğur, bu görüşmelere "sorgulama" değil, "mülakat" adını veriyordu; çünkü bu süreç daha çok bir sohbet havasında ilerliyordu. Hatta Uğur'un Apo ile karşılıklı çay içmişliği bile var. Uğur’un, büyük bölümü Öcalan’la yaptığı bu mülakatlara ve çeşitli belgelere dayanan notlarından yola çıkarak hazırladığı bu kitap, özellikle bugünün koşullarında dikkatle okunmalı diye düşünüyorum. Zira kitap, sadece bir hatırat değil; aynı zamanda yakın tarihe dair bilinç kazandıran güçlü bir belge niteliği taşıyor. Akıcı ve duru dili sayesinde bir solukta bitirileceğini düşünüyorum. Kitap bu yönüyle gerçekten her kesime hitap ediyor. Kitap yalnızca bir "tanıklık" değil aynı zamanda Türkiye'nin PKK ile mücadelesine dair derin devlet reflekslerini ve kırılma anlarını da ortaya koyuyor. İmralı süreciyle birlikte hem PKK'nın iç yapısına hem de Türkiye'nin güvenlik politikalarına dair ilk ağızdan önemli bilgiler veriyor. Yazarın tutumu ve değerlendirmeleri de kitaba analitik bir hava katıyor. Günümüze de fazlasıyla atıfta bulunuyor. Kısaca terör sorununu anlamanız için Uğur'un bu kitabı birebir. İncelememi bitirirken kitaptan manidar bir alıntı paylaşmak istiyorum: "PKK ile flört yani açılım, FETÖ ile omuzdaşlık ve kumpas davalarının peş peşe sahneye sürülmesiyle TSK'nın büyük oranda yıpratıldığı süreçlerin hep aynı zaman diliminde
Sorgu Odasında ApoHasan Atilla Uğur · Destek · 2022254 okunma
Reklam
HAZIR ÇÖZÜM SÜRECİNDEYKEN...
Puan vermedi·160 syf.··
2025 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2025 20:03
MEVCUT ANAYASAYA GÖRE "TÜRK" KAVRAMI Madde 66: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. p: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. q: Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. p ∨ q = Türk vatandaşlığı. [∨, mantıkta "veya" demektir.] C1) Türklük yurttaşlığa dayalı üst kimliktir. C2) Türklük yalnızca etnik bir kategori değildir. C3) Etnik olarak Türk olmayan biri, p koşulu sayesinde Türk sayılabilir. C4) q koşulunu sağlayan biri, p koşulunu sağlamasa da (vatansız olsa bile) Türk olarak kabul edilebilir. C5) Türklük tanımı esnek ve kapsayıcıdır. Not: p ∨ q tanımı, Türk kavramını hem hukukî hem de biyolojik/etnik alana yayar. Bu nedenle bu tanım bir üst kimlik çerçevesidir. Hâlâ "Türklük" üst kimlik değildir diyorsanız farklı yıllarda kullanılmış muhtelif anayasalarımız bu konuya ne diyor? Bu soru hem Cumhuriyet'in Kürt ırkını reddettiği söylemine de cevap verir. 1924 Anayasası Madde 88 Fırka 1: Türkiye ahalisine din ve ırk* farkı olmaksızın vatandaşlık itibarıyla (Türk) ıtlak olunur. (...) 1937'deki değişiklikle: Türkiye’de din ve ırk ayırdedilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese “Türk” denir. 1961 Anayasası Madde 54: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Görüldüğü üzere anayasadaki Türk tanımı henüz cumhuriyetin ilk yıllarındayken bile belirli ırka dayandırılmamış, üst kimlik olarak tanımlanmış ve tanım oldukça dolu ve demokratiktir. 1961 Anayasası ile muhtevası nispeten daraltılan vatandaşlık tanımı yine de özü itibariyle demokratik ve üstkimlikçi yaklaşmını korumaktadır. 1961 Anayasası ile getirilen bu tanım bazı ufak çaplı tadiller ve mülgalarla geçerliliğini koruyor. (1982 Anayasası) Bana soracak olursanız günümüzde Türk
Kürtler Ne İstiyor?Mesut Yeğen · İletişim Yayıncılık · 201616 okunma
4/10
·224 syf.··
2025 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2025 15:37
İncelemeye Ceren Sungur’un tarih hakkında çok yerinde bir sözüyle başlamak istiyorum: “Bir kitapta sizin veya başkasının ulusal, dini ve benzeri kimliklerini aidiyetlerini sürekli ve aşırı bir şekilde övüyorsa veya sürekli ve aşırı bir şekilde yeriyorsa ve aşağılıyorsa, kitabın yazarı en iyi tarih eğitimini alırsa alsın o yazar taraflıdır.” Ve evet arkadaşlar… Bu kitap da, yazarı da tarihî meselelere açıkça ideolojik yaklaşıyor. Taraflı yani. Ama zaten Yavuz Bahadıroğlu’nu az çok tanıyordum, öyle okuyordum. Sürpriz değil. Ama bu, eleştirilmeyeceği anlamına da gelmez. 1. Tarih kitabı mı destan mı? Kitapta tarihî olaylar, masal anlatır gibi anlatılmış. Özellikle padişahlar övülürken iyice abartı devreye giriyor. Mesela: “İznik’i fethettiği zaman Hristiyanlara göstermiş olduğu insanca muamele dillere destan olmuştur.” (sf. 21) Bak, tamam. İznik’in fethinden sonra bir barış ortamı olduysa bunu anlat, eyvallah. Ama “dillere destan” kısmı nedir ya? Sen tarihçisin, tarih yazıyorsun. Bırak da onu okuyucu karar versin. Gerçekliği yaz, destanı biz düşünelim. 2. Osman Gazi ümmi mi, hafız mı? Sayfa 12’de “Osman Gazi ümmi idi” diyor. Sayfa 16’da “Osman Gazi gece boyunca Kur’an okudu” diyor. E peki hangisi? Bir karar ver artık hocam. Anlıyoruz, Osmanlı’yı dindar göstermek istiyorsun ama bari kendi içinde tutarlı ol. 3. Yayınevi ne yapmış tam olarak? Kitapta göz göre göre yazım hataları var. Hani böyle "-de" "-ki" hatası gibi şeyler değil, baya kelimenin kendisi yanlış yazılmış. Bir kere okunsa bile fark edilir. Yani ya yayınevi hiç okumadı bu metni, ya da “aman boşver, bas gitsin” dedi. Her iki durumda da hiç hoş değil. 4. Abdülhamid güzellemesi Kitabın en uzun kısmı Sultan II. Abdülhamid’e ayrılmış ve resmen “onu nasıl aklarım” derdiyle yazılmış. Bu arada, bu kısmın tarihî
Osmanlı PadişahlarıYavuz Bahadıroğlu · Venedik Yayıncılık · 2013838 okunma
9/10
·100 syf.··
2025 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2025 10:14
Dergi zaten kaliteli, buna diyecek hiçbir şey yok. Yazıların alanında uzman kişilerin yazdığı çok açık. Fakat bu sayısı bir başka güzeldi. Seçilen konular, dil ve anlatım çok ilgi çekiciydi. Açık ara favori sayım bu oldu. Fakat dergi Türkiye enflasyonundan nasibini almış. All About History ile ilk tanıştığımda dergi iki aya bir çıkıyordu. Daha sonra bu üçe çıktı, bu sayıyla dört aya bir çıkmaya başlayacakmış. Derginin bir senede 3 kere çıkacak olması çok üzücü. Yayım politikasıyla ilgili iyi sayabileceğim tek gelişme yıllık 3 sayının yanında bir sayıda tek bir konuya odaklanan konsept bir sayı çıkaracak olmaları. 39 TL ile almaya başladığım derginin fiyatı şimdi 100 TL fakat burada eleştirecek kurum çok farklı... Neyse, fiyatını ziyadesiyle hak ediyor. Türkiye'de böyle yayımların artmasını diliyorum.
All About History Türkiye - Sayı 24 (Ocak-Şubat-Mart-Nisan 2025)All About History Türkiye · Doğan Burda Dergi Yayıncılık · 202531 okunma
5/10
·180 syf.··
2025 13. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2025 15:50
Bazen bir kitabı sırf bitsin diye okursunuz ya, bir süre sonra ona evrildi okumam. Kavramlar, sayılar, terimler, jargonlar havada uçuşuyor... Böyle şeyleri okumayı severim ama yazarın üslubu kendine pek çekici değil. Birde popüler bilim kitabı olacak. Kitaptan bekleneni alamadım. Homo Sapiens'in yolculuğu hakkında bilgi sahibi iseniz işinize yarar diye düşünüyorum. Kitap yine de bir şey katmadı değil elbette. Evrimin düz bir çizgi halinde olmadığını, kollara ve dallara; ağaç şeklinde gerçekleştiğini öğrendim. Türler arasındaki farklılıkları, "maymunlar neden evrimleşmedi" sorusunu da cevaplıyor bu.
Homo SapiensJean-Baptiste de Panafieu · BGST Yayınları · 202161 okunma
Reklam