Bir toplumun temelini çürütmede hiperenflasyon kadar etkili çok az problem vardır ve bu problemin üstesinden gelebilenleri büyük bir siyasi mükafat bekler.
PKK'nın 1978'de kuruluşundan bugüne, Türkiye siyasetini doğrudan etkileyen bir rolü oldu. Bugünkü Türkiye'yi ve son yıllarda yaşanan gelişmeleri anlamak da bu örgütü doğru analiz etmekten geçiyor.
Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın 1999’da yakalanmasının ardından, devletin çeşitli kademelerinde görev almış ve kıdemiyle tanınan Hasan Atilla Uğur, özel bir görevle Öcalan’ın tutuklu bulunduğu İmralı Adası’na gönderildi. Orada onunla uzun süren görüşmeler yaptı. Uğur, bu görüşmelere "sorgulama" değil, "mülakat" adını veriyordu; çünkü bu süreç daha çok bir sohbet havasında ilerliyordu. Hatta Uğur'un Apo ile karşılıklı çay içmişliği bile var.
Uğur’un, büyük bölümü Öcalan’la yaptığı bu mülakatlara ve çeşitli belgelere dayanan notlarından yola çıkarak hazırladığı bu kitap, özellikle bugünün koşullarında dikkatle okunmalı diye düşünüyorum. Zira kitap, sadece bir hatırat değil; aynı zamanda yakın tarihe dair bilinç kazandıran güçlü bir belge niteliği taşıyor.
Akıcı ve duru dili sayesinde bir solukta bitirileceğini düşünüyorum. Kitap bu yönüyle gerçekten her kesime hitap ediyor.
Kitap yalnızca bir "tanıklık" değil aynı zamanda Türkiye'nin PKK ile mücadelesine dair derin devlet reflekslerini ve kırılma anlarını da ortaya koyuyor. İmralı süreciyle birlikte hem PKK'nın iç yapısına hem de Türkiye'nin güvenlik politikalarına dair ilk ağızdan önemli bilgiler veriyor.
Yazarın tutumu ve değerlendirmeleri de kitaba analitik bir hava katıyor. Günümüze de fazlasıyla atıfta bulunuyor.
Kısaca terör sorununu anlamanız için Uğur'un bu kitabı birebir.
İncelememi bitirirken kitaptan manidar bir alıntı paylaşmak istiyorum:
"PKK ile flört yani açılım, FETÖ ile omuzdaşlık ve kumpas davalarının peş peşe sahneye sürülmesiyle TSK'nın büyük oranda yıpratıldığı süreçlerin hep aynı zaman diliminde