Bütün hayatın boyunca, diploması, sertifikası, ehliyet veya kimlik kartı olmayan insanların mahvolduklarına, nasıl önemsiz kalmaya mahkûm olduklarına dair ikazlarla gırtlağıma kadar doldum.
Siz de aynı durumdasınızdır eminim.
Sıradan insanların pekâlâ yapabilecekleri şeyleri halletmek için uzmanların gerektiğine inanmak tuzağına nasıl oldu da düştük?
Kendimizi bu kadar az düşünmeye nasıl başladık? Eğer okul görmemiş köylüler bir çelik fabrikasını söküp sonra da yeniden kurma işini profesyonellerden üç kat daha hızlı yapabiliyorlarsa sizin ve benim doğru diye kabul etmeye şartlandığımız şeylerin hepsini bir kez daha gözden geçirmeye ihtiyacımız var demektir.
Hepsini.
Buna diyalektik düşünme adı veriliyor.
Bir zamanlar "diyalektik", okulların merkezinde yer alırdı ama artık öğretmiyoruz onu.
Hatta sözde yetenekli ve üstün zekalı çocuklara bile..
Yani sistemde, iyi ahlâkî değerlere, iyi vatandaşlık becerilerine ve iyi bir şahsi gelişime sahip olma amaçları yeni bir dördüncü amaç ile değiş tokuş edildi; iş adamları ve politikacılar harcasın diye hazır bekleyen bir insan kaynağı oluşturmak.
Daireye göre, doğru bilgiler kafalarına zerk edildiği zaman işçiler 'şikayetlerinin ne olduğunu kavrayacak ve durumlarını değerlendirmeye başlayacaklar'dı ki bu da onları emek mücadelesinde 'çetin ceviz hasımlar' hâline getirecekti. En iyisi bundan uzak durmaktı.