Tamer Yiğit

Tamer Yiğit
@tmrygt
Satan sum et nihil humanum a me alienum puto
Cinsellik yaşamak isteyen erkekler buraya gelir, görevli rahibeye ismini yazdırır, avluda bekleyen rahibelerden ya da kendisini adak olarak sunmuş kadınlardan hangisini beğenirse önüne gümüş bir sikke (Belirli bir bedel yoktu. Verilen ücret sadece sembolikti.) atarak, "Senin şahsında Tannça Inanna'yı çağırıyorum." derdi. Ve o kadını ya da rahibeyi alarak bir odaya giderdi. Bu bir tür nikahtı aslında. Bir sefere mahsus çiftleşmeyi tanrı huzurunda resmileştiriyordu. Kutsal rahibelerin aldıkları para tapınağa aitti. Ve kurmuş oldukları bu ilişkilerle şahıslarında Inanna'nın tecelli ettiğine ve seks sırasında aldıkları hazla İnanna'nın mutlu olduğuna inanılırdı. Hamile kalanlar, tapınakta doğum yapar ve çocukları tapınakta büyütülür ilerleyen yaşlarda da isteyen tapınakta çalışır ve yaşar; isteyen halka karışırdı. Enheduanna'nın babası da bir rahibenin çocuğuydu. Tapınakta büyümüş ve sarayda üst düzey görevler yapmış, sonunda kral olmuştu. Bu rahibeler halk tarafından da kutsal kabul edilirdi. Toplum içinde büyük bir saygı görürlerdi. Ve kutsal rahibeleri diğer kadınlardan ayırmak için başörtüsü takma zorunluluğu vardı. Erkeklere cinsel hizmet vermedikleri zamanlarda da her rahibe gibi tapınakta olağan işleri yaparlardı.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İyi misiniz efendim? O kadar seslendim ve dürttüm ki hiç kıpırdamadınız, bir an öldüğünüzü düşündüm, korkudan içim titredi." dedi. "İyiyim rahibem, iyiyim. Hem yaşadığımızı da nereden çıkardın? Belki de hepimiz ölüyüz ve derin bir rüyanın içerisindeyiz, kim bilebilir?
Sayfa 63·Kitabı okudu
Babam bana gökleri verdi. Bana yeryüzünü verdi. Ben Inanna'yım! Bana verdiği krallık Bana verdiği kraliçelik Bana savaşın mücadelesini verdi. Bana saldırmayı verdi Bana verdiği sel baskını Bana verdiği kasırga! Gökyüzü başıma koyduğu bir taç. Yeryüzü ayaklanma taktığı sandalet. Vücudumun etrafına sarılan kutsal elbise. Elime verdiği kutsal bir asa idi. Tannlar serçe, ben ise bir şahinim!
Sayfa 61·Kitabı okudu
Ben Başrahibe'n Enheduanna Sen ey yüceler yücesi Inanna Senin sevdalı gülüşün Bizim neşemizdir. Sen ekmeğimizin bereketsin. Sevişmelerimizin nedenisin Aşkın, özgürlüğün zirvesisin Hülyalı bakışın güneşimizdir Ne desem de sana Sığdıramam seni ne yere ne göğe Senin aşk dolu yüreğindir tapınağım Işığını sal, bereketini yağdır üzerimize. Kestiğimiz adaklar kurbanın Akıttığımız kanlar canın olsun Sevişen bedenlerimiz bedenin Aldığımız zevkler hazzın olsun Çalan müzikler senin için Edilen danslar senin için. Akacak kutsal sular senin için. Bu tapınak ve insanlar senin için. Sen yaşa ki biz yaşayalım. Sen mutlu ol ki biz mutlu olalım Bizi de al bu gece katına Ya da sen de katıl bize İnanna!
Sayfa 58·Kitabı okudu
Koyun insanlığın vekilidir, insan yaşamı için bir koyun vermelidir: insan başına bir koyun başı Adak vermek isteyip de önceden belirlenen zamanda kurbanlanını veremeyenlerin adaklarını, sonradan verdiklerinde; rahipler bu verilen kurbanı adak olarak kesmiyor, saduk olarak kabul ediyordu. Ve gecikmeden dolayı ceza olarak saduktan adak sahibine pay veriliyordu. Adak olarak sadece hayvan sunulmuyordu. Dileyen meyve, sebze ve tahıl da verebiliyordu. Bunlar pişirilen kurbanlarla aynı banşurlara konuluyor ve tanrıların ziyafetine hazır ediliyordu. Banşur: Adak olarak kesilen kurbanların tanrılara sunulduğu masa. Saduk: Günümüz de sadaka ile aynı anlamdadır.
Sayfa 57·Kitabı okudu