ölümden sonra cezalandırılma korkusu yani ruhun kurtuluşuna dair korku, ekseriyetle fakir ve yoksulları hazırlıksız yakalardı. hükümdarlar işi sağlama almak için kilise ve manastırlara bağışta bulunur; fakirler ise dua ve tövbe ederlerdi
insanlar büyük iyilikler yapma kabiliyetine sahip oldukları gibi; aynı şekilde katı zulümlere, başkalarının ıstıraplarından haz almaya ve bunların sefaletlerine karşı kayıtsızlığa da kabiliyetliydiler
hayat uzuyor ve ölüm gitgide erteleniyor. ölmekte olanları ve ölüleri görmek, artık sıradan bir şey değildir. hayatın normal seyri içerisinde ölüm kolayca unutulabilir… ölüme karşı çağdaş tutum, genel olarak onu yaşamın son safhasına bırakmaktır. o da şayet cenaze planlaması yapılacaksa