boş bir koridorun sonundayım belki de bir tırabzanın
aslında bir tırabzan ruhumdaki o bayat demir iskelet
düşüncelerim penceresi buğulanmış bir otobüs camı gibi ağır
her hissettiğim bir pasaklı çanta ağzı sıkı sıkıya bağlı
ne mutlu ne mutsuz o vitrin mankeni bile benden daha sahici
bir sandalyenin üç bacağı gibi sabitlenmişim
dördüncüyü arıyorum o kırık dengeyi
sustum ben, evet, bir odanın eşiğinde duran eski bir komodin gibi
içimde raflar dolusu tozlu anı ama kimse açamıyor çekmeceleri
kendi sesim duvarda yankılanan çatlak bir ayna
benden çok uzaklaştım bir kentin arka sokaklarında kaybolmuş bir anahtar
bu yüzeyde kalma eziyeti bir elbisenin cebi gibi, hep boş
aynı olmalısın dedi hep içimden gelen, biliyordu oysa ben her gün başka bir gömlek eskitiyorum içimde
hep aynı, hep o sıkıcı renk, o gri tonlama
beynim hani o eski saatler gibi her tıkırtıda bir şeyler yitiriyor
sustukça içimde biriken o devasa yalnızlık
kendi ellerime dokunmak istiyorum yeniden
bu denli sessizliğin ardından yeniden
bir çığlık atmakla başlar büyümek