Tokyo

Şimdi, sen ve ben, şu kararan gökyüzünün altında, şu iki döküntü hasır iskemlede yan yana oturup sessizce denizi seyrederken bir rüyanın içinde olabilir miyiz? Evet, var bal gibi de böyle bir ihtimal! Madem ki bu bir ihtimal , şunu da sorayım o zaman; biraz sonra bu rüyadan hangimiz uyanacak? Bu rüyayı gören kim? Sen mi görüyorsun beni rüyanda; ben mi görüyorum seni rüyamda? Yoksa başka biri mi var; görüyor ikimizi rüyasında? Böyle sessizce otururken mahzun, denizin kıyısında.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kuşlar tutsak yaşayamazlarmış. Ya çocuklar, İnci? Onlar tutsak yaşabilirler mi?
Ağabeye dedim ki: "Bak uçurtma kaçmış!" "Hani bakayım! Nereden kaçmış?" "Bizim göğümüzden kaçmış. Ama sakın onu vurma!" Ağabeyin gözleri doldu ben böyle deyince. Bana simit aldı. Babam gibi. Ağabey uçurtmayı vurmadı. Belki annemi de vurmazdı. O uçurtma nasıl kaçmış İnci?
Jean-Paul Satre gibiyiz: İki kent arasındayım. Biri bilmiyor beni, öteki de tanımıyor.
Ucuz olan ne kaldı ki? Her şey ateş pahası. Ucuz olan tek şey dünyanın kahrı; dünyanın kahrını çekmek bedava!