Artan biçimde bireyselleşmiş, sığ, yozlaşmış, maliyetli ve düpedüz tehlikeli bir toplumda yaşadığımızı fark edip okul bahçesinde silahların varlığından ve karar alıcıların hilekârlıklarından sersemliyor ve daha sıcak, daha kibar, daha bütün, daha ekonomik, daha işbirliği içinde ve daha bağlantılı bir hayatı arzuluyoruz.
Bunun nedeni kısmen, doğaya aykırı bir şekilde birbirimizden kopuk olmamızdır. 2. Dünya Savaşı sonrası, çekirdek aile kurma, müstakil konutlaşma, kentleşme ve işe bağlı hareketlilik eğilimleri, bizi dedelerimizin-ninelerimizin zamanındaki insanı besleyen insan ilişkileri ağından koparıyor ve aynı zamanda küçük ölçekli ve yeterince istikrarlı bir kültürde, birbirimizle etkileşerek yaşayacağımıza, TV dizilerindeki insan etkileşimi taklitleri ile bizleri uyuşturuyor.