Sağlıklı bir özsevgi kendi içimizdeki cevheri açığa çıkarmamıza ve bize ait bir şeyler oluşturarak dünyaya olumlu bir mühür vurmamıza yardıö eder. Sağlıklı bir özsevgiyle duygularımızı dolu dolu yaşar, duygusal hayatımızı başkalarıyla paylaşır, gerçeği düşten ayırabilir ve kendimizcen şüphe etmeden heves ve gayelerimizin peşine düşebiliriz.
Haya duygusundan uzaklık,büyüsel düşünce (büyüklenme ve kadir-i mutlaklık),kibir,haset, kişinin her şeyi hak ettiği düşüncesi, başka insanları istismar etme ve sınır koyamama; narsisizmin yedi ölümcül günahını oluşturuyor.
Sınıf toplumunda temel haykırış, “Açım!” şeklindeydi. Bugünün risk toplumunda temel haykırış, “Korkuyorum!” İhtiyaç, yerini kaygıya terk etmiş durumda.
Tehlike kaynağı artık cehalet değil, bilginin ta kendisi. Çocuklarımızın evin önünde oynaması bizi huzursuz ediyor: güvenlik kaygısı. Mahallemizde oturan insanların nrzih ve anlaşabileceğimiz kişiler olmasını yeğliyoruz: yabancı kaygısı. Kenelerin olmadık bir kır arazisinde üzerimize yapışarak bize hayatı dar etmesinden korkuyoruz: hastalık kaygısı… kaygılar salgın boyutuna ulaştığında, gelecek bir korku ülkesi olup çıkıyor. Gelecek bizi tehdit ediyor. Gelecek kimse tarafından öngörülemiyor ve kimse onu değiştirebilecek bir gücü olduğuna inanmıyor. Bu kaygıyı bilimkurgu sinemasına yansıttığımızda , geleceğin bir “çorak ülke” olarak resmedildiğini görüyoruz.
…“Yeryüzündeyiz, bunun bir şifası yok,” diyor Beckett karakterlerinden biri. Varoluşun ıstırabını duyan herkes,ruhunda endişenin gölgelerini taşır. “Burukluk” diyor Cloran. Var olmanın burukluğu.