2. Haçlı Seferi sırasında yaya olarak Antakya'ya ulaşmaya çalışan Frank askeri, Toros geçitlerinde sıkışıp açlıkla karşı karşıya kalınca Türkler onları imha etmek yerine yardım ettiler; yiyecek içecek verdiler; kendilerini toparlamalarını sağladılar. Bu öylesine etkili bir durumdu ki, Frank askerlerden üç bin kadarı yollarına devam etmeyip Müslüman oldu. Buna tanık olan Haçlı Papaz Odo de Deuil (Odon de Diogilo) günlüğüne şöyle yazmış: “Ey hıyanetten daha zalim olan merhamet! Rumların ihanetine karşılık, Türkler, Franklara ekmek verdiler, dinlerini gasp ettiler".
Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar
Ray, asfalt, şose, makadam
Benim sarp yolum, patikam
Toros, Anti-toros ve âsi Fırat
Tütün, pamuk, buğday ovaları, çeltikler
Vatanım boylu boyunca
Kar altındadır.
Bazı romanlar okunur ve biter; bazıları ise insanın yüreğinde yaşamaya devam eder. Yaşar Kemal’in dört ciltten oluşan İnce Memed destanı da işte böyledir. Bu eser yalnızca bir eşkıyanın hikâyesi değil; zulme karşı direnen insanların, umudunu kaybetmeyen köylülerin ve özgürlük özleminin destanıdır.
Toros Dağları’nın eteklerinde, Çukurova’nın bereketli topraklarında filizlenen bu hikâyede İnce Memed, yalnızca bir insan değil, haksızlığa başkaldırının sembolüdür. Ağaların zulmü altında ezilen köylülerin sesi olur; korkunun hüküm sürdüğü topraklarda cesaretin adı hâline gelir. Onun dağlara çıkışı bir kaçış değil, adalet arayışıdır.
Yaşar Kemal’in kalemi, Anadolu’nun doğasını adeta bir ressam titizliğiyle işler. Sarı sıcaklar altında kavrulan ovalar, rüzgârla konuşan dağlar, uçsuz bucaksız çiçek tarlaları ve gökyüzüne uzanan kayalıklar romanın sessiz kahramanlarıdır. Doğa yalnızca bir fon değil, İnce Memed’in yol arkadaşıdır.
Dört kitap boyunca dostluklar, ihanetler, aşklar, acılar ve mücadeleler iç içe geçer. Her sayfada insan ruhunun farklı bir yönüyle karşılaşırız. Bir yanda zalim ağalar ve çıkar peşindeki insanlar, diğer yanda umudunu yitirmeyen köylüler vardır. İnce Memed ise bütün bu çatışmaların ortasında, efsaneleşerek büyür; bir insandan halkın dilinde dolaşan bir destana dönüşür.
“Saraylar saltanatlar çöker, kan susar bir gün; zulüm biter. İnsanların umudu ise dağlar kadar sonsuzdur.” Bu dört ciltlik destan, işte tam da bu umudun hikâyesidir.
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,5bin okunma
"Ah Toros eteklerindeki ovalar, ne cennet yerler! Toprağı şöyle kazıverin, taşarcasına mahsul versin. Yemiş ağaçlarının, şeftalilerin, kirazların, incirlerin, bademlerin dalları pıtrak gibi dolu. Sonra, o ne zeytinlikler ne dutluklar, koca ummana benziyor! Hep masmavi bir sema, oralarda hayat ne kadar tabii ne kadar rahat!"