Abdullah ibn Ömer (radıyallahu anh) buyuruyor:
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e gittim. Ensar'lardan biri Resulullah'a sordu: "Ey Allah'ın Resulü, insanların en akıllısı ve en şereflisi kimdir?"
Resulullah cevap olarak buyurdu: "Ölümü en çok anan ve ölüme en çok hazırlanandır. İşte onlar akıllıların da kendileridir. Onlar dünyanın şerefini ve ahiretin kerametini elde etmişlerdir."(İbnu Mace)
Davet yolunda yürüyenler arızî bazı hastalıklara maruz kalmaktadırlar. Mevki, makam sevgisi, şöhretperestlik, kibir ve gurur, kıskançlık gibi... Kalbî hastalıklar, ibadet ve hizmette gevşeklik, bu tür hastalıkların başında gelmektedir. Kalbin manevî hastalıklarının zararlarını anlatmanın, ibadetin, İslâmî çalışmanın ve yaşamanın gereğini zikretmenin, bu hastalıkların tedavisi için kâfi gelmediği malûmdur. Dolayısıyla bu hastalıkların temel sebeplerine inmemiz gerekmektedir. Bu ana sebeplerden birisi, davetçilerin ölümü yeterince gündemlerine alıp onu düşünmemeleridir. Ölüm bahsi, yabancı bir konu olarak algılanacak kadar İslâmî hareketin dışında bırakılmıştır. Oysa önderimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ölümü çok zikretmemizi emretmektedir: "Lezzetleri yıkan (ağız tadını bozan) ölümü çok anınız."(Tirmizi)
Ebû Hüreyre (r.a.)’tan rivâyet edildiğine göre,Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyâmet gününde Allah Teâlâ, yedi insanı, arşının gölgesinde bulunduracaktır:
Âdil devlet başkanı,
Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,
Kalbi mescidlere bağlı müslüman,
Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da, ayrılmaları da Allah için olan iki insan,
Güzel ve mevkî sahibi bir kadının beraber olma isteğine, “Ben, Allah ’tan korkarım!.. ”diye yaklaşmayan yiğit,
Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
Tenhâda Allâh’ı anıp gözyaşı döken kişi. ”
(Buhârî, Ezân 36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19; Müslim, Zekât 91.
Ayrıca bk: Tirmizî, Zühd 53؛ Kudât 2)
Davetçinin davet yolunda dökülmeden, kararlı ve başarılı olması için muttaki olması şarttır. Azıkların en hayırlısı takvadır. Zira takva, muttakiinin dünya ve ahiretinin saadetine vesile olan, ona gerçek hayatı veren azıktır. “Yanınıza azık alın ve bilin ki, azıkların en hayırlısı takvadır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının!”(Bakara 2/196)