Kerem

İSLÂM VE GELENEK
Batılı burjuva­nın değer anlayışı, kültüre bakış tarzı, Müslümanın kültür­den anladığı kavramdan çok başkadır. Batılı, her ne paha­sına olursa olsun, kendi kültürünün korunmasını ister. Müslümansa, her ne pahasına olursa değil, gerektiği ölçüde kendi geçmiş kültürünü sahiplenir, gerektiği yerde de bu kültürü reddetmesini bilir. Çünkü onun asıl amacı, geçmiş başarılarına yaslanmakta değil, Müslümanca bir hayatın sürdürülmesinde odaklaşır. Böyle bir hayatı sürdürmeye yarayan kültür makbuldür onun için, yoksa atalarının bu kültürü yaşamış olmaları değil. Ataları yaşamış da olsa, Müslüman o yaşayışın yanlışlığını duyumsuyorsa, o kültü­rü reddetmekten çekinmez. Çünkü o, sadece kendisine yük­lenen emanetin bilinci üzerinde bulunmak ister.
Sayfa 107·Kitabı okudu
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir İslâm büyüğünün dediği gibi, “Bir insanın amelle­ri şeriata uygun değilse, onu uçarken bile görseniz inan­mayınız.” İslâm’da marifetlerin en üstünü, ihlas ve takva ile ha­yatını sünnet’e uyarlayabilmektir. Böyle yapmaya gayret eden Müslümansa hayatında bunun dışında bir beklentiye yer vermez.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Edebiyat
Diyelim ki, kapitalist ülkelerde “sosyal yardım kuru­mu” adıyla bir müessese varsa, bazı Müslümanlar derhal zekât’ı hatırlayarak böyle bir kurumun İslâm’da da olduğu­nu söylemekte, böylece İslâm’ın muarızlarına karşı rahat bir nefes alabileceklerini ummaktadırlar. Belki bu yoldan başkalarını da İslâm dairesine çekebileceklerini zannet­mektedirler. Böylece, aslında Müslümanlar, İslâm’ın mater­yalistlere mahsus bir kafa yapısıyla anlaşılabileceği ve ona teslim olunabileceği gibi ters ve yanlış bir yola girebilmek­tedirler. Bu tür mülahazalar ne kadar iyi niyetlerle yapıl­mış olursa olsun, insanları bizzat İslâm’ın terimleriyle kav­ramaktan uzaklaştıracaktır. Çünkü zekât, bir sosyal yar­dım müessesesi olmaktan önce, Allah’ın emrettiği bir iba­dettir. Sosyal yardım müessesesi olması veya başka sonuç­ları bulunması, söz konusu ibadetin bir fonksiyonundan ibarettir. Müslümanlar, zekâtın sayılan fonksiyonlarını yerine getirmek için değil, fakat sırf Allah’ın emri olduğu için ve Allah’ın rızasını kazanmak yolunda bir ibadeti icra et­mek için zekât verirler. Zekât dışında bir niyetle verilen şeyler, miktarı daha çok da olsa zekât sayılmaz ve böylece Allah’ın emri de yerine getirilmiş olmaz.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Edebiyat
Niyetimiz, dünyayı kendimize râm etmek değildir, niyetimiz dünyaya istiğnadır. Biz dünyaya müstağni olursak, dünya bize hizmetçi olur. Fakat istiğnamız, dün­yayı kendimize hizmetçi kılma niyetini de taşımaz. Aksi halde istiğna adı altında riya yapmış oluruz.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Edebiyat
“Bir Lokma,Bir Hırka”
“Bir lokma, bir hırka” tavrını karalayan kapitalistik anlayış sahipleri, Müslümanlar arasında tüketim eğilim­lerini kamçılamak istemişler, Müslümanlarda mal düş­künlüğü meydana getirmeye çalışmışlar, böylece kendi mallarına karşı bir piyasa oluşturmaya girişmişlerdir. Şimdi günümüz Müslümanları ihtiyaç duymadıkları mal­lafı satın almak zorunda kalıyorsa, bu, kapitalistik propa­gandanın baskısına yenik düşmelerinden ileri geliyor. Bu durumun kimin işine yaradığını söylemeye gerek bile yok. İşin en ilginç yanı, bu basit formüle karşı sağcılann ve solculann ortak bir cephe oluşturmuş bulunmasıdır. Bu il­ginç durum kafalara bir soru çengeli atmasın mı? “Bir lokma, bir hırka”formülü aslında, insanların zen­gin olmak için çalışmalarına engel değil. Onun engel oldu­ğu şey dünya metasına, mala, eşyaya insanlann köle kılın­masıdır. Dünyaya, mala, eşyaya köle olmayan; dünyayı, eşyayı, malı kendisine köle kılmaya aday olmuş demektir. Bu durumunu Allah’a kul olma bilinciyle pekiştirebiliyorsa elbet.
Sayfa 77·Kitabı okudu