Atalarımız, her yıl Kur'an'ı bir baştan sona okurlardı. Böylece Kur'an-ı Kerim yavaş yavaş onların ruhlarına geçerdi. Onun yapraklarına eğile eğile, babalarımızın ve annelerimizin yüzünü bir Kur'an aydınlığı kaplardı. İşte bunun için bir Müslüman daha ilk bakışta yüzünden tanınır. Kur'an'la olan bu yakınlık ve dostluk, adeta kardeşlik, müminin ahlakını Kur'an ahlakıyla donatır.
Melekler ki yemezler ve içmezler, sanki hep oruçludurlar. Demek ki oruçta meleklerden bir muhteva, bir varoluş taşıyan bir yan var. Onunla melekler arasında bir ilgi, onda insanı meleğe yaklaştıran bir güç var. Güçlenmek ve yıkıcı kuvvetler karşısında yiğitçe direnmek için orucun gözüyle gören, orucun kulağıyla işiten, orucun eliyle iten, orucu yaşayarak ölümü yenen bir gövde ile gövdelenen bir oruç insanı, orucun adamı olmak gerekmez mi?