İlim alaninda da cebir yine islâm medeniyetinin getirdiği bir ilim dalı ve bütün müsbet bilgilerin lisanıdır. Cebir dili olmasaydı, Batı, fizik, kimya alanında bugünkü başarılarına ulaşamayacaktı. Bugün, batı sanatı da bir çok alanlarda soyuta yönelmiştir. Fakat soyutun asıl sahibi ve hayatla ilişiğini kestirmeyeni, realiteye varoluş hakkını tanıyanı, islâmdır.
Meleğin bile ürkerek uzaklaştığı figüratif resme ve sanat değerinden bile mahrum, putlaştırılan kişilerin portrelerine ise, gerçek adına da, sanat adına da paydos! Resimde de, sinemada da, tiyatrodu da bugünkü batı ekollerini taklide özenti yersizdir.
İslam ülkelerinin üstünden batılıların ve batıcıların baskısı kalktıkça, halkta örtük ve gizli bir şekilde yaşayan inançlar açığa çıkıyor. İnanç duygusu uyanıyor. Akademik planla inanç planı arasında köprü ödevini ideolojik plan yazarları görüyor. Anlaşılıyor ki, yıkıcı düşünceler ve aksiyonlar, halkın derinliğine inememiş, yüzeyde kalmıştır. Din sevgisi ve bağlılığı, baskı altında, insan ruhunun en derin tabakalarına çekilmiş duruyor. Baskı kalktıkça, her insanda ve toplumda dışa ve yüzeye doğru yükseliyor.