İnsan yaşarken ölebilir. Yaşam sırasında pek çok kez ölürüz. Bu hayaletlerin hepsi bize karşı hasmane bir tavır sergilemez. Kısa bir süre önce ölüp, henüz cesede dönüşememiş ölülerle yeterince ölüye benzemeyen ölüler de vardır.
İnsanlar yaşlı doğmalı, zaman içinde giderek gençleşmeli ve çocukluğa doğru yol almalılar. "Bu gençleşme sürmeli ve sonunda birer embriyona dönüştüklerinde onları bir şişeye koymalı" diyordu. "50-60 yaşlarındaki kızlar minicik varlıklara benzeyen annelerinin üstüne titreyerek, onları şişede yaşatmaktan özel bir keyif alacaklardır..."
Baudrillard'a göre artık gerçek dünya ile imgeleri arasında ayırım yapma becerisine sahip değiliz. Bugün, reklâmlar 'şey'lerden çok imgeler satıyor bize. Chanel, Calvin Klein veya GAP gibi markaların temsil ettiği nitelik veya değerden çok etiketlerini veya göstergesini satın alıyoruz.
Gerçeklik bir inanç nesnesidir, tıpkı Tanrı gibi. Kendisine inanılmaya başlandığı anda, gerçeklik de ortadan kaybolmaya başlamaktadır. Örneğin Tanrının varlığından kuşkulanılmaya ya da kendiliğindenmiş gibi algılanan bir gerçekliğe olan saf inanç yitirilmeye başlandığı anda inanmak bir tür zorunluluğa dönüşmektedir.