Şeytana Satılan Ruh Ya da Kötülüğün EgemenliğiJean Baudrillard

·
Okunma
·
Beğeni
·
710
Gösterim
Adı:
Şeytana Satılan Ruh Ya da Kötülüğün Egemenliği
Baskı tarihi:
Ekim 2005
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758717132
Kitabın türü:
Çeviri:
Oğuz Adanır
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
XX. yüzyılın en önemli kuramlarından biri Jean Baudrillard'ın "Simülasyon" kuramıdır. Simülasyonlar ve Simülasyon kitabında iletişim, sinema, medya, reklam, bilimkurgu alanlarında 'gerçek' ve 'hakikat' düzeneklerinin birbirleriyle nasıl yer değiştirdiği çarpıcı bir dille anlatılmaktadır. Baudrillard, radikal ve ayrıksı düşünceleriyle Batı toplumunun bugünkü düşünsel krizini derinlemesine çözümlemektedir. Bunu yaparken postmodern bir söyleme başvurmaktadır. Adanır'ın tanımlamasıyla söylersek söyleme başvurmamaktadır. Adanır'ın tanımlamasıyla söylersek "Baudrillard postmodern bir düşünür değildir!" Çünkü bu kitaptaki düşünceler belirli bir sistem etrafında yürümekte, simülasyon evreninin "dünya görünüşü" dile getirmektedir.

Soru: Ne pahasına olursa olsun Batı'nın moralini bozmayı sürdürecek misiniz?

Baudrillard: "Batı tarihinin temel yapı taşı moral bozukluğudur". Bunu ben uydurmadım. "Yeni duygusal düzen" yani kurbanlardan oluşan duyarsızlık, pişmanlık üzerine oturmuş olan toplum, sanayi devrimi ve kolonizsasyon gibi sonuçlara yol açmış XIX. yüzyıla ait anlam bunalımının bir uzantısıdır ve bizim uzun XX. yüzyılımız boyunca da sürüp gitmiştir.

Soru: Batı'yı terk mi edelim?

Baudrillard: Batı dünyasının dışında kalan dünyalara da bakmak zorundasınız...
(Arka Kapak)
Jean Baudrillard ı bu yıl bir kitap fuarında aldığım üç kitabıyla tanıdım bu kadar kısa sürede üç kitabını da okuyabileceğim aklıma gelmezdi gerçekten mükemmel tespitleri var belki de bu kadar çok sevme nedenlerimden biri de günümüze daha yakın olduğundan kaynaklı kendisi 2007 yılında aramızdan ayrılmış anlattığı olaylara aşinalığımız olduğu var -diğer sosyoloji kitaplarının aksine- Sosyoloji kitaplarına başlayacak arkadaşlara önerebilirim yalnız ilk olarak Sİimulakr ve similasyon la başlanmalı çünkü Baudrillard kuramını burda ayrıntılı olarak anlatıyor diğer eserleri de kuramın devamı niteliğinde Simulakr ile ilgili bir anekdot bu kitap Matrıx filminde de geçen bir sahnede yer alıyor hatta bu filmin ana fikrini oluşturuyor -belki matrıx severler merak ederler diye yazdım -Daha sonra Sessiz yığınların gölgesinde okunabilir (hatta başucu kitabı olur)bu üçlüyü bulduğunuz yerde alın derim:)Kapak tasarımları mükemmel dikkat çekici akılda kalıcı.
"Eğer Tanrı varsa inanmama gerek yok, ama yoksa o zaman inanabilirim". Ilk okuduğumda çok anlamsız gelen sonra sonra anlayabildiğim derin bir belirleme
Yalan, illüzyon ve simülasyon gibi işlemler her zaman suç
ortaklığı yaparlar.
Kandırılan kişi kandırma sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu her türlü ilişki için geçerli olup bir etkin bir de edilgin taraftan
söz edilemez. Burada tekil değil ikili bir ilişki söz konusudur.
Bu yüzden kişinin kendisiyle ilgili gerçekleri içtenlikle anlatıp
anlatmadığını anlayabilmek olanaksızdır.
Örneğin Lascaux mağarası (/mağaraları) . Gerçek mağara uzun süre önce ziyarete kapatıldığından, ziyaretçiler Lascaux 2 adlı simülakr mağara önünde kuyruğa girmektedirler. Bu insanların büyük bir çoğunluğu gerçek mağaranın önünde durmadıklarının farkında bile değildirler. Asıl mağaranın nerede olduğuna dair herhangi bir işaret de yoktur. Bizi bu türden bir dünyanın yani kopyası olduğunu anlayamayacağımız kusursuz bir dünya kopyasının beklediği söylenebilir. Sorulması gereken soru: Kopya gerçeğin yerini aldığında asıl dünyanın nereye gitmiş olduğudur.
gerçeği bu kadar kolay bir şekilde kabul ediyorsak bunun nedeni herhalde gerçeklik diye bir şeyin olmadığını hissediyor olmamızdır.
Sözün kısası; bu teknoloji ürünü dünyayı da herhangi bir şeyle değiş tokuş edebilmek mümkün olmadığından onu da ya yok edeceğiz ya da yok sayacağız. Sonuç olarak bir yandan yapay bir dünyanın inşasına devam ederken, diğer yandan oluşturduğumuz bu Bütünsel Gerçekliği yok etme düşüncesi de içimizde giderek büyüyor.

Bugün bizi derinlemesine etkileyen bu yadsımayla her yerde karşılaşıyoruz. Bu oyunu cazibesine dayanılması güç girişimin mi yoksa şu insanda tokat etkisi bırakan psikolojik rahatlamanın mı kazanacağını kim söyleyebilir?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şeytana Satılan Ruh Ya da Kötülüğün Egemenliği
Baskı tarihi:
Ekim 2005
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758717132
Kitabın türü:
Çeviri:
Oğuz Adanır
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
XX. yüzyılın en önemli kuramlarından biri Jean Baudrillard'ın "Simülasyon" kuramıdır. Simülasyonlar ve Simülasyon kitabında iletişim, sinema, medya, reklam, bilimkurgu alanlarında 'gerçek' ve 'hakikat' düzeneklerinin birbirleriyle nasıl yer değiştirdiği çarpıcı bir dille anlatılmaktadır. Baudrillard, radikal ve ayrıksı düşünceleriyle Batı toplumunun bugünkü düşünsel krizini derinlemesine çözümlemektedir. Bunu yaparken postmodern bir söyleme başvurmaktadır. Adanır'ın tanımlamasıyla söylersek söyleme başvurmamaktadır. Adanır'ın tanımlamasıyla söylersek "Baudrillard postmodern bir düşünür değildir!" Çünkü bu kitaptaki düşünceler belirli bir sistem etrafında yürümekte, simülasyon evreninin "dünya görünüşü" dile getirmektedir.

Soru: Ne pahasına olursa olsun Batı'nın moralini bozmayı sürdürecek misiniz?

Baudrillard: "Batı tarihinin temel yapı taşı moral bozukluğudur". Bunu ben uydurmadım. "Yeni duygusal düzen" yani kurbanlardan oluşan duyarsızlık, pişmanlık üzerine oturmuş olan toplum, sanayi devrimi ve kolonizsasyon gibi sonuçlara yol açmış XIX. yüzyıla ait anlam bunalımının bir uzantısıdır ve bizim uzun XX. yüzyılımız boyunca da sürüp gitmiştir.

Soru: Batı'yı terk mi edelim?

Baudrillard: Batı dünyasının dışında kalan dünyalara da bakmak zorundasınız...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Serkan Mutlu
  • İlkay Şal
  • Jah
  • Vincenzo Mizar
  • causa sui
  • Hayri Şek
  • Omer Nas
  • gamze samutoğlu
  • Bahar
  • Namütenâhi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%33.3 (2)
8
%33.3 (2)
7
%33.3 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0