Öğrenmeye meraklı müthiş organik beyinlerle doğmamıza rağmen, var olan eğitim sistemi bilgi ezberlemek üzerine inşa ettiği saçma bir yaklaşımla beyinlerimizi âdeta yapay beyinlere dönüştürüyor. Bu gerçek bizi çok ciddi bir soruyla baş başa bırakıyor. Bu durumda hangimizin zekâsı yapay? Tümüyle belirli bilgi kalıplarını ezberlemek zorunda kalan organik beyinlerimiz mi, yoksa tıpkı beyin gibi öğrenmeye başlamış olan makineler mi?
Ne garip değil mi, "düşünüyorum, öyleyse varım" aydınlanmasını yaşayıp 400 yıl sonra "inanıyorum, öy-leyse doğruyum" karanlığına şahit olmak gerçekten inanılmaz.
Düşünsene, bilgi öğrenme amacıyla gittiğin okulların seni dakikalarca sıralarda oturmaya zorlayarak beyninde öğrenmeden sorumlu bölgeleri küçültme ye çalışması nasıl absürt bir paradokstur.