"bir çember çizilse,
merkezinde sen,
kenarında ben.
sen döndükçe beni görsen,
ben döndükçe seni görsem,
öyle bir an gelse ki;
yarıçap sıfır olsa..."
#ÖmerHayyam Ömer Hayyam
"Sen doğmadan bu dünya vardı,
biri müslüman biri hristiyan, biri siyah, biri beyazdı.
Tüm çocuklar aynı bahçede oynuyorlardı.
Sonra hudutları, kanunları koymuşlardı.
Artık suç da belliydi cezası da belliydi.
Senden önce her şeyi düşünmüşler,
sen doğunca da, "işte dünya budur böyle yaşanacak" dediler.
O dünyanın hudutlarına kendini hapsetme.
sen bir daha anla
bir daha söyle kendi fikirlerini.
Adalet sadece kitaplarda yazmaz,
aklın, kalbin adil olsun
ve bunları yaparken daima yüreğine, vicdanına kulak ver."
Hepimiz, aslında bir başkası için yaşıyoruz. Kendi isteklerimizi başkalarının iyiliği için erteliyoruz. Ailemizi ya da diğer sevdiklerimizi üzmemek için onların istediği gibi davranıyor, onların bize belirledikleri yaşamı sürükleyip götürüyoruz. Yakınlarımız kırılmasın diye hatalarını yüzlerine vurmuyoruz. Halbuki yaşam, başkaları uğruna, istemediğimiz bir hayatı sürdürmek ve ideallerimizden vazgeçmek değildir; onu bildiğimiz gibi, özgürce yaşamaktır.
Söylediği her haklı sözün çocukta olumlu etkiler bırakacağına inanan büyüklerin sayısı oldukça kabarık. Çocuğa kitap okumanın, insana mutluluk verdiğini söylemek de niye ? Kitap okumanın, insanı geliştirdiğini sözle kavratmanın yararı ne ? Söz uçar gider, yinelenirse sıkıntı verir. Çocuğa okuma alışkanlığı kazandırmada sözler değil, davranışlar etkili olur.