“Kendi seçimleriyle anlam dünyasını oluşturmuş olan, gelişmiş biri ise neden ekmeğe basmadığını şöyle açıklar:
‘Elimde tuttuğum şu ekmek bana:
1. Doğaya, doğanın üreticiliğine verilen değeri, saygıyı ifade eder.
2. Emeğe ve iş birliğine verilen değeri, saygıyı ifade eder. Düşünün, şu elimde tuttuğum ekmeği elde etmek için tarla sürülüyor, hazırlanılıyor, ekiliyor, biçiliyor ürün toplanıyor, harman oluyor, sapı samanı ayrılıyor, değirmene götürülüyor, un oluyor, yoğrulup hamur oluyor, fırına verilip ekmek oluyor. Verilen emeği ve gerekli iş birliğini hayal edebiliyor musunuz? Emek ve iş birliği bizim geleceğimiz için çok önemli.
3. Açın halinden anlamaya, empatiye verilen değeri, saygıyı ifade eder. Empatiye önem vermeyen bir toplum sağlıklı bir toplum olamaz. Ekmeği çöpe atmam. Diğer canlar var, aç ise onlar yesinler.’ “
“Toplumumuzda ‘ekmek’ anlam yüklüdür. Sokağa atılmaz, üzerine basılmaz. Sokakta görürsek öper başımıza götürür ve kimsenin basamayacağı ama kuşun, köpeğin, kedinin ulaşıp yiyebileceği bir yere koyarız. Peki, aramızdan kaç kişi bu davranışın temelindeki değerlerin farkındadır? ‘Neden böyle yapıyorsun?’ diye sorduğunuzda, eğer kültür robotuysa hemen şablon cevabı yapıştırır; ‘Ekmeğe basmak günah!’ “