Algoritmalar insan duygularının nefret, sevgi, öfke, neşe ve kafa karışıklığı gibi hislere yayılan geniş yelpazesini tek bir kategoriye indirdi: Etkileşim.
Teknoloji devleri insanların duygusal kanallarına doğrudan erişebiliyor; müşteri ve seçmenlerin taleplerini yönlendirmede ustalaştılar. Bu şirketler bir yandan seçmen ve müşterilerin isteklerine boyun eğerken bir yandan da bu istekleri şekillendiriyorsa, aslında kim kimi gerçekten kontrol ediyordur?
Normalde "gerçeklik" olarak kabul ettiğimiz şeyler, genellikle zihnimizedki kurgulardan ibarettir. İnsanlar şu ya da bu yanılsamaya duydukları inanç yüzünden savaş çıkarabilir, cinayet işleyebilir ve şehit olmak isteyebilirler.
Binlerce yıldır peygamberler, şairler ve politikacılar toplumu yönlendirip yeniden şekillendirmek için dili kullandılar. Şimdi bilgisayarlar da bunu nasıl yapacağını öğreniyor. Bizi vurmak için üstümüze katil robotlar salmak zorunda değiller. Tetiği çekmeleri için bizzat insanları rahatça yönlendirebilirler.
Bilgisayarlar "sahte bir yakınlık" kuramasalar da, dile hâkimiyetleri sayesinde düşüncelerimiz ve dünya görüşümüz üzerinde muazzam etkileri olacak. İnsanlar bilgisayarlarını bir danışman, hızlıca uğrayıp merak ettikleri soruların yanıtlarını aldıkları bir kâhin gibi kullanmaya başlayabilirler. Kâhine kolayca sormak varken, bilgiyi neden kendi başına aramakla ve işlemekle uğraşayım ki? Bu durum yalnızca arama motorlarının değil, haber ve reklam endüstrisinin büyük çoğunun da iflas bayrağını çekmesine neden olabilir. Kâhinime neler olup bittiğini sormak varken niye gazete okuyayım? Dahası, kâhine ne almam gerektiğini sorabilecekken reklamlar ne işime yarayacak?