standartlar getirmek yerine bir standartlar kültü tesis eder,imkanların geliştirilmesi yerine ise arzu ve heveslerini geliştirirler ki bu da rüşvet,ilkellik ve ahlaki kaosun önünü açar.böyleleri,batı dünyasının gücünün nasıl yaşadıklarıyla değil nasıl çalıştıklarıyla alakalı olduğunu kavrayamaz.
ilahiyatçılık giderek bilime kapalı ve mistisizme açık hâle gelmiştir.böylece ilahiyatçılık,bu kitaba,islami bilime büsbütün yabancı olan birçok mantığa mugayir şeyin ve hatta apaçık hurafe olan şeylerin girişine izin vermiştir.
onların düşüncesine göre bir defa ve ilanihaye indirilen din,bir defa ve ilanihaye yorumlandığına göre,en iyisi her şeyi bin küsur yıl önce tanımlandığı şekliyle muhafaza etmektir.dogmacılara ait bu kaçınılmaz mantık nedeniyle ilahiyatçılar,yeni olan her şeyin azılı düşmanları haline geliyorlar.kur'anî umdelerin dünyanın gelişmesiyle ortaya çıkan ve her geçen gün yenilenen durumlara tatbik edilebilmesi için şeriatın da kanunen inşasına devam edilmesi,dinin bütünlüğüne bir saldırı kabul ediliyor.belki bunda islam'a olan aşk söz konusu olabilir.fakat anlayışı kıt ve gerici insanlara has bu aşkın ölümcül sarılışı,hâlen nefes alan islami düşünceyi neredeyse boğmuştur.
islam'ın yaklaşımında bütünüyle yeni bir şey vardır.inancın bilim,ahlakın siyaset ve idealin menfaatle bütünleştirilmesidir.biri dış ve diğeri de içsel olmak üzere iki dünya olduğunu kabul eden islam,insanın bu iki dünya arasındaki uçurum üzerindeki köprü olduğunu öğretir.bu bütünlüğün dışına çıkıldığında din geri kalmışlığı ve bilim de ateizmi getirir.