tuanna

her iki cinsiyet için de hayat zahmetliydi,zordu ve sürekli bir mücadeleydi.devasa cesaret ve kuvvet gerektiriyordu.belki de her şeyden çok,hayalleri olan yaratıklar olduğumuz için,kendine güven gerektiriyordu.kendimize güvenimiz olmadığında beşikteki bebekler gibiyiz.
Reklam
dışarda bırakılmanın nasıl sevimsiz olduğunu düşündüm;belki de içeride kilitli kalmak daha kötüdür diye düşündüm;bir cinsiyetin güvenlik ve refahını ve diğerinin fakirlik ve güvensizliğini ve geleneğin etkisini ve yazarın zihnindeki gelenek yokluğunu düşünürken,sonunda günün buruşmuş derisini,tartışmaları ve izlenimleri ve öfkesi ve kahkahasıyla birlikte toparlayıp çalılığa atmanın vakti geldiğini düşündüm.gökyüzünün mavi boşluğunda binlerce yıldız yanıp sönüyordu.insan,anlaşılmaz bir toplumda yalnız kalmış gibi görünüyordu.
insan,tüm bu izlenimler içinden kişisel ve rastlantısal olanı süzerek ayırmalı ve böylece gerçeğin saf sıvısına,temel yağına ulaşmalıydı.
erkekler kadınların kendilerinden üstün bir rakip olduklarını bilirler ve o yüzden en zayıfını veya en cahilini seçerler.öyle düşünmeselerdi,kadınların kendileri kadar bilmelerinden asla korkmazlardı.
fakat derinlerdeki gerçek,bazen başıboşluğumuzda,hayallerimizde su yüzüne çıkar.
Reklam