📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Nereye baksa canlı, parlak renkler görüyordu: iç karartıcı, beton apartmanlarda, teneke damlı, önü açık dükkânlarda, hendekte akan çamurlu suda. Sanki bir gökkuşağı erimiş, göz çukurlarına dolmuştu."
"Arkasından onca atıp tutmasına karşın, Nana, erkeğin yanında sakin, terbiyeli davranırdı. Saçları mutlaka yıkanmış olurdu. Dişlerini fırçalar, onun onuruna en iyi hicap'ını bağlardı. Celil'in karşısındaki bir iskemlede, elleri kucağında, sessizce otururdu. Erkeğe doğrudan bakmaz, kaba, çirkin sözler sarf etmezdi. Güldüğü zaman, çürük dişini saklamak için eliyle ağzını örterdi."
Gönül Hanım, Ahmet Hikmet Müftüoğlu tarafından yazılmış ve 1920 yılında yayımlanmıştır. Eser, Milli Edebiyat döneminin yapıtlarından biridir ve dönemin milliyetçi ve halkçı ideallerini yansıtır.
Romanın baş kahramanları, idealize edilmiş bir Türk kadını olan Gönül Hanım ile, tarihçi ve Türk milliyetçisi Mehmet Tolun’dur. Roman, Türk tarihine, kültürüne ve halkına duyulan derin bir sevgi ve bağlılığı ele alır. Tolun ve Gönül Hanım’ın Orta Asya seyahatleri boyunca, Türk tarihine ve geleneklerine olan ilgi sık sık vurgulanır. Roman, bir aşk hikâyesi olmasının yanı sıra, Türk milletinin tarihi ve kültürel köklerine olan vurgusuyla da öne çıkar. Eserde, Türk halkının ve kültürünün yüceltilmesi, millî bir bilinç oluşturma çabası dikkat çeker. Bu anlamda, roman hem bir millî bilinç kazandırma aracı hem de halkın eğitimine katkıda bulunmayı amaçlayan bir eser olarak tanımlanabilir.
Yazar, Milliyetçi bir çabayla eski Türk coğrafyası ve Orhun Yazıtları hakkında, içinde aşkın da bulunduğu bir roman yazmayı hedeflemiştir. Gönül Hanım 'da birden fazla derin konuya değinmiş, Türk halkını bilgilendirme amacını öncelemiştir. Bu nedenledir ki didaktik üslup, çoğu zaman edebi üslubun önüne geçer.
Gönül Hanım'a sürükleyici ve eksiksiz bir roman gözüyle değil de millet aşkıyla yazılmış bir araştırma öyküsü gözüyle bakmayı daha doğru buluyorum.