Mal sahibinin ölümü anında öyle büyük iki felaketi vardır ki, bunlar gibi felaket kimse duymamıştır. Bu felaketlerin birincisi, ölür ölmez servetinin tamamının elinden alınması, ikincisi de teker teker hepsinden sorulmasıdır.
Kimse göklere bakmaya haset etmez fakat küçük bir bahçe için birbirine girerler. Çünkü gökler geniş, bütün gözlere yeter. Bunun için burada izdiham ve haset düşünülmez.
Ilim ile servet arasındaki farka bir göz atacak olursak görürüz ki mal, başkasından ayrılmadıktan sonra diğerine intikal etmez. Fakat ilim böyle değil, ilim âlimin kalbinde kaldığı halde başkasına öğretmesiyle ona da intikal eder. Servet maddedir. Madde ise mahduttur, sonu vardır. Hattâ bütün dünyayı bir adama versek yine mahduttur. İlim ise sonu olmayan ve ihâtaya sığmayan bir varlıktır.