Gerçek anlamda kök salabilmek için sert toprağa ulaşmak ve oralara temel atmayı becerebilmek lazımdır. Bu tabakaya ulaşabilen İstanbullu olur. Ama o tabaka sanıldığından çok daha derindedir.
Ağır suçluluk duygusu, onu yavaş yavaş esir alarak ilahi bir fikrin eteklerine sürükler. Ne mutlu ki bu fikir, etekleri olan ama kendisi olmayan bir dağdır.