Hiç kimse kapıyı çarpıp gidememiştir. Orası öyle kolay kolay terk edilemez. Bir kara delik gibi kendine çeker insanı. En hızlı koşucu, en kestirmeci bile, durgunluğun labirentlerinde yolunu kaybeder. Orası bir ana rahmi, bir huzurevi, koskocaman bir amaçsızlık mağarası, duraklama çağı, ileriye ertelenmiş projelerin şehvetiyle sulanan bir miskinlik vahasıdır.
Bu tek iyileştirici güce farklı isimler verilebilir -doğa, hayat, Tanrı, yaratıcı zeka- ama gerçekte, bunlar sadece bilinçaltının gücünden söz etmenin farklı yollarıdır.