"Bazı şeyler vardır ya, söylemeyi akıl etmezsin hiç ya da sıradan bir nedenle hep ertelersin... Bir sevgiyi söylememek gibi. Çok sevdiğin birini yitirdikten sonra hayıflanırsın, onun için şöyle yapsaydım, ona böyle deseydim..."
"Ve çocukluğun asla unutulmayan anılarının, neden düşlerden ayrılamadığını düşünüyorum hep. Anılar yerine düşlerimizi mi saklıyoruz belleğimizde yoksa ısrarla?"
"Düşünüyorum, hep böyle mi başlıyor diye. Birdenbire, yaşamın olağan akışı içinde, ne olduğunu anlamadan, bir oyun gibi mi? Sona yaklaşıldığı fark edilmeden mi ulaşılıyor sona?"
"Bellek nasıl da bu kadar iyi saklıyor her şeyi, anlayamıyorum! Ve neden olmadık zamanlarda ortaya çıkıveriyor unuttuğumuz eski resimler? Kime, ne yararı var ki geçmişe ait resimlerin?"