Tuğba Akyüz

Tuğba Akyüz
@tugbakyzz
Öteden beri yapageldiğinizi yaparak avunacaksınız. Öteden beri yapıla gelenleri yapıyor olmakla teselli bulacaksınız. Hep hayatta kalışınıza, hep başkalarının ölmesine şaşırmayacaksınız. Siz yaşıyor iken başkalarının ölmüş olmasına aldırış etmeyeceksiniz. Öteden beri yapılagelenleri yapacaksınız ama öteden beri yapılagelenleri yapanların başına gelecek olanı başınıza gelmez sanacaksınız. Ekip biçeceksiniz. Alıp vereceksiniz Acıkıp doyacaksınız. Gidip geleceksiniz. Uyuyup uyanacaksınız.
Sayfa 130
Reklam
“Öteden beri yapageldiğiniz gibi yedi yıl ekip biçeceksiniz...” Hayatın tekdüze akışına kaptıracaksınız kendinizi. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayacaksınız. Ayrılıklar yakanıza yapışmayacak birsüre. Acıları hep başkalarına uğrar sanacaksınız. Acıkıp doyacaksınız. Uyuyup uyanacaksınız. Dünyanın beşiğinde sallanacaksınız. Hülyalara dalacaksınız. Fotoğraflarla çoğaltacaksınız kendinizi. Görüntüleriniz renklendikçe kalma inadınız derinleşecek. İsminizin orada burada anılmasıyla dünyanın çeperlerine tutunacaksınız. Eriyişinizi, tükenişinizi, azalışınızı unutacaksınız. Çok tükettikçe çok var olduğunuza inanacaksınız. Servetinizi ölüme karşı kalkan yapacaksınız. Sabahı akşam etmekle oyalanacaksınız. Akşamı sabah etmek için yeni uykulara yatacaksınız. Zamanı öldürmek için otururken, zamanın sizi öldürdüğünü görmeyeceksiniz. Öteden beri yapageldiğinizi yapacaksınız. Köreleceksiniz. İşin aslına. Buraya sonradan geldiğinizi unutacaksınız. Ezelden beri buradaymışsınız gibi gelecek size. Hep burada kalacakmış gibi arkanıza yaslanacaksınız. Ama....
Hayat gemin delinmişse, belki hızır konuk olmuştur hayatına. Huzurun kıyısından köşesinden delinmişse, bil ki korsanlara kaptırmak istemiyor seni Rabbin. Musa gibi, bekle! İtiraz etme. Gördüklerinin aslı başka. İşin içinde işler var. Yusuf’un yokluğunu hissediyorsan, güzel bulacaksın , güzel olacaksın demek ki.
Sayfa 124
Korkular ve hüzünler taşıyorsun başında. Ekmek kaygısı, ekmeğini huzurla yemekten alıkoydu seni. Hüzünlerinden ötürü lokmanın tadını alamadın. Rızık kaygısını baş belan ettin. Kuşlara bıraktın kaygısızca yemeyi, içmeyi. Kuşların ne yarın endişesi oldu ne de düne dair kederi. Sen ise bugünün huzuruna yarınlardan korkular taşırdın. Bugünün aşına dünden acılar kattın. Sonraların endişesi ve dünün kederiyle şimdi’nin huzurunu dağıttın. “Yarın ne olacağım?”kaygısı başındanhiç eksik olmadı. Geçmişte yitirdiklerinin hüznünü baş derdin yaptın. Dünün fotoğraflarında sararıp solan yüzünden gam sıçradı yüreğine. Kuşlar kadar kaygısız uçamadın.
Sayfa 98
Kadının varlığını cinsel detaylara indirgemek, kızlarını diri diri toprağa gömen cahiliye adetinin modern yansımalarıdır. Kadınların ve erkeklerin kişilikleri çekici ve cilalı bedenlerinin toprağına diri diri gömülür. Kadın ruhu kimliksiz tenlerin parıltısında , sadece şehvet malzemesi kılınmış beden parçalarının sığlığında yağmalanır. Mini eteklerin açıkta bıraktığı ince e uzun beden parçaları saygın olarak görülmenin vazgeçilmez malzemesi olarak sunuldukça , kadının yüzünde beliren kişiliği görünmez hale gelir,silikleşir ,önemsizleşir. Bacaklarına endekslenerek “tanınır” kadınlar, göğüs dekolteleri üzerinden kıymet kazanırlar. Gerçek kimlikleri ile ya da , izzetli kişilikleri ile “burada” bulunamazlar. Kadınlar kendini var kılmanın biricik yolu olarak dişiliğini ortaya koyuyor. Sadece “dişi” olmaya indirgeniyor. “İnsan”olarak kimliğini ortaya koymaktan utandırılıyor. Kadın, sadece bedensel varlığı içine “gömülü”kalıyor. Tensel hazları, kişiliğinin üzerine toprak gibi atılıyor.