Dünya hayatı , içimiz sıra akıp giden bir nehirdir. “Allah seni bu nehirle sınayacak. “Kalıbın bu yakada ama kalbinin gözü nehrin öte yakasında. Suya kanmaya , suyla kandırılmaya razı değil. “Olsa olsa bir avuç kadar “sudur nasibin bu nehirden. Sadece tadımlık. Kana kana içmeye kalkmayacaktın. Ama nefsin,hevesin, hırsın “bol bol yemeye, içmeye, oynamaya çağırır” kalbini. Rabbinden ödünç aldığın kalp şu dünya hayatında bu dünyaya razı edecek o kadar tuzak var ki.... “Doya doya içerler nehirden, çok azdır içmeyen...” çokları nehrin bu yakasında kalır; azlar nehri geçer. Kalabalıklar suya kanar. Kananlar ve kandırılanlar hep kalabalık olmalarına güvenir. “Bu çağda...” diye başlarlar sözlerine. Bir yanlışı çoklarının yapması,o yanlışı, yanlış olmaktan çıkarırmış gibi. “Bu çağ”ın ezici çoğunluğu, karşı konulmaz kalabalığı, yanlışları onaylayarak,vicdanı susturur. Çoğunluğa güvendirerek günaha karşı direnci kırar. “ Bak, herkes yapıyor...” diye kurulur tuzaklar. Kalabalık olmak haklı olmak sayılır. Eyvah!