Herkesin bir fikri vardı tabii. "Yaptığın işin içinde zulüm yoksa namuslusundur zaten" dedi Sait. "Bir işin içinde başkasına zulüm yoksa, o iş günah olamaz..."
"Zulümden kastın nedir ki?" diye sordu Nevzat.
"Haksızlık" dedi Sait. "Haksızlık, zulmetmektir mesela. Gönülsüzlük de öyle. Bir şeyi gönülsüz yapmak da günahtır. Gönlü olmayanı sevgiye zorlamak, gönlü olmadığı halde bir işte çalışmak, gönlü olmadığı halde biriyle aynı yatakta uyumak..."
"O halde namuslu insanlara içelim" dedi Orhan. Kadehleri kaldırdılar birlikte. Aralarındaki kırgınlıklar birkaç kadeh çınlamasıyla dağılıp gitmişti bile.
Oysa yaşamak, bütün geleneklerden uzak yaşamak demekti Sait için. Bütün kalıplardan, doktrinlerden, alışılmış olandan, baskıdan ve öğretilmişlerden uzak...
Aşkın sadece küçük anlara ihtiyacı olduğunu düşündü o an. Uzun zamanlara, alışkanlıklara, tanışıklıklara lüzum yoktu. Bu enikonu bir şimşek çakmasıydı..