Mustafa Kemal bu savaşlar esnasında yazdığı günlük notlarında şu bilgileri verir:
"26 Temmuz (8 Ağustos) günü sabahtan akşama kadar aldığım çeşitli bilgilerden ve 108 rakımlı tepe civarındaki karargahımdan gördüklerim, Conkbayırı'nın tehlikeli olduğu anlaşılmakla beraber, Conkbayırı tepesinin düşman eline geçip geçmediğinde tereddüt devam ediyordu. Aynı gün saat 4'ten sonra da üçüncü istihkam taburu kumandanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey'den gelen raporda" Düşman Conkbayırı'nda siper kazmaya devam etmektedir. Siperler içinde düşman askerleri gezmekte ve kum torbaları koymaktadırlar"
Conkbayırı'nda, yaverim Kazım Efendi'nin saat 5.30'da verdiği bilgide düşman askerimizle yirmi beş-otuz metre uzaklıkta karşı karşıya bulunduğu, 64. Alayın ikinci taburunun yaptığı hücumda başarılı olmadığı, 32. Alaydan gelen üçüncü taburun ilerletilmediği bildiriliyordu.
Durumun önemi ve nezaketi büyük olduğundan, Conkbayırı emir ve kumandası için üst karargahların dikkatini çektim.
Ordu Erkan-ı Harbiye Reisi, Ordu Kumandanı Liman von SAnders Paşa tarafından beni telefonla çağırdı. Durumu nasıl gördüğümü ve fikrimi sorduğunu bildirdi. Kendisine Conkbayırı nezaketini anlattım.
Düzeltmek için bir an kaldığını ve bu anın kaybı halinde felaketin pek muhtelem olduğunu söyledim.
Durum umumileşmiş, Anafartalar'a çıkmış ve çıkmakta olan büyük düşman kuvvetlerini dikkate almak ve ona göre genel tedbirlerle idareyi sağlamak ve birleştirmek gerekiyordu. Bu sebeple Erkan-ı Harbiye Reisinin "Çare kalmadı mı?" sorusuna verdiğim cevapta, bütün kuvvetlerin benim kumandama verilmesinden başka çare kalmadığını söyledim.
-Çok gelmez mi? dedi.
-Az gelir, dedim.